Gözlerimde tükenmeyen bir yangın,
Aldatıldım, içimde kırık bir çınar.
Beklediğim günler bir bir soldu,
Hasretime cevap yok, geceler dar.
I
Gittiğin gün gökyüzü çöktü üstüme,
Bir insan bu kadar sessiz nasıl gider?
Ardında bıraktığın boşluk kadar ağır,
Kadın:
Suskun sokaklarda yürüdüğüm an,
Gözlerinle başlar kalbimde zaman.
Bir bakışın yetti, yandı içim,
Bu dünyamı dar ettin, yürüdüğüm sokaklar artık bana yabancı, göğüm daraldı soluk alırken; her adımımda bir anı, her anıda bir sızı, dudaklarımda bekleyen suskunluğun ağırlığıyla ilerliyorum.
Bu dünyamı dar ettin, gece lambalarının bile bana küstüğü bir şehirdeyim; yıldızlarımı sayamıyorum çünkü hepsi seninle kayboldu, karanlık bir yağmur gibi içime işleyen pişmanlıkla ıslanıyorum.
Bu dünyamı dar ettin, nefesim daraldı hasretin kıskacında, kalbim her vuruşta daha derin bir yara açıyor; zamanın bile acısını hissettirir hale geldi bu yalnızlık, saatler bile suskun ağlıyor.
Aşkına esir düştüm.
Bunu kimseye anlatamadım. Çünkü insan esirliğini anlatırken utanır. Sevmek diye başladığım şey, zamanla içimde bir yas hâline geldi. Sen hayattaydın ama benim sevdam sanki çoktan toprağa verilmişti.
Ben seni severken,
içimde bir şeyler yavaş yavaş öldü.
Ne bir anda,
O artık beklemeyi seçmiyordu.
Beklemek onu seçmişti.
Gelmeyeceğini biliyordu, buna rağmen her sabah aynı acıyla uyanıyordu.
Uyanmak bile bir hatırlatmaydı:
1.
Gidişin bir kapı değildi, duvardı bana,
Ne açıldı ne kapandı, üstüme yıkıldı zaman.
Adını anınca içimde bir şeyler eksiliyor,
Kalbim tamamlanmayı unuttu o günden sonra.
Bir gece vaktiyle başladı hikâye,
Yıldızlar bile sormadı hâlime.
Sustum… içime doğru büyüdüm,
Kendi sessizliğimle yüzleştim gizlice.
Yalnızlık dedikleri, öyle korkunç değildi,
Gözlerinin mavisi umutla parlar,
Hayatın içinde bir ışık yanar.
Mücadele ederken hiç yılmaz ruhun,
Sevgiyle dokunur kalplere her an.
Bir deniz gibi derin, engin bakışın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!