Dediler ki Züleyha’ya:
“Bu ne ateş ki yıllar söndürmedi?”
Gülümsedi;
“Ben Yusuf’u sevdim sandılar,
Meğer beni yakan Hak’tı.”
Üftade de böyledir işte,
Bir isimle başladı yangın,
Bir yüzle tutuştu kalp,
Adı Betül’dü belki,
Ama bu yangından o sorumlu değildi
Züleyha sarayını yıktı,
Aynasını kırdı,
Güzelliğini toza verdi;
Çünkü aşk
Sahip olmak için değil,
Arınmak içindir dedi Mevlânâ.
Sen de bildin bunu: Uftade
İsteyişin bir talep değil,
Bir yönelişti.
“Olmazsa darılmam” demekti
Aşkın edeple diz çökmesi.
Züleyha yıllar boyu bekledi,
Ama Yusuf’u zorlamadı;
Bilirdi ki
Kalpler zorla çevrilmez,
Ancak çağrılır.
Sen de çağırırsın Üftade,
Ne bağırarak,
Ne zincirle;
Sadece sabırla
Ve kalbin susarak konuşmasıyla.
Dediler Züleyha’ya:
“Yusuf gitti.”
O dedi ki:
“Ben onsuz kalmadım ki,
O bende büyüdü.”
Ben sevdim diye
Bir kalp bana borçlu olmadı.
Bunu da öğrendim.
Ama sevmek
Beni borçlu kıldı:
Edebe, sabra, teslimiyete.
Olmazsa…
Üzülür müyüm?
Evet, çünkü kalbim var.
Ama darılır mıyım?
Hayır, çünkü Rabbim var
Bana “Vazgeç” dediler,
Vazgeçmek değildi bu;
Üftade’yim ben;
Eşik bilirim, edep bilirim.
Kapıda beklerim,
Kapıyı kırmam.
Eğer açılırsa
Şükürle girerim.
Açılmazsa
O kapının önünde
Bir dergâh olurum.
Mevlânâ der ki:
Aşk kapıyı çalar,
Kısmet açarsa girer,
Açmazsa
Aşkı kapının kendisi yapar.
Eğer nasip olursa
Bu aşk nikâha dönüşür,
Şükür olur.
Olmazsa
Yine ziyan olmaz
Çünkü Züleyha da bilir, biz de:
Aşkta
Kaybeden yoktur.
Kayıt Tarihi : 14.1.2026 10:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!