Zirvemde duman, ince bir halka;
ben, göğe meydan okuyan dağ.
Kayalarım çelik bir zırh gibi
yapışır etime;
rüzgârın bıçağı değmez bana.
Kar, yüzümde
donmuş bir çığlık gibi durur;
soğuğun en eski mahkûmuyum.
Yırtıcı kuşlar göğsümde yuva kurar,
gölgem fotoğrafçıların avı,
görüntüm ressamların açlığı,
adım şairlerin epik düşüdür.
Eteklerimde köyler bir toz zerresi,
ormanlar bir yeşil fısıltı,
bazen bir göl;
cam gibi, suskun,
benimle aynı yalnızlığı taşır.
Zirvemde çalar
yalnızlık senfonisi;
rüzgâr her notayı
kendi nefesinde boğar.
Tarihin üstünde dururum,
karlı, kırışık,
ve tabiatın en sadık bekçisiyim.
Güneşi her sabah
ben doğururum;
sonsuzluğa uzanan
bu ağır başımı
hâlâ dimdik taşırım.
Mesut Yüksel
Kayıt Tarihi : 6.12.2025 23:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!