Çocukluğumda, sürekli ağaçtan düşerdim.
Karnım ve kolum yarılmış, dallarda asılı kalmıştım. Lakin hiç vaz geçmezdim. Çünkü o ağacın en tepesine tırmanmaktan haz alırdım. Yükseklerde gezinirken ne hissederdim, hatırlamıyorum.
Çocukluk işte...
Düşeceğini bile bile tırmanmak, can acısını umursamamak, korkmamak..vs.
Cesurdum evet ama bilmiyordum.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Zirve Yolcusu diye bir şiir kaleme almıştım. Ben de orada yüksek makamlara yani zirveye çıkanların başlarına gelenleri, yaşadıkları zorlukları yazmıştım. Siz de harika şiiriniz de ağacın zirvesine çıkarken başa gelenleri kaleme almışsınız. Demek ki tüm zirveler çok tehlikeli yerlermiş. Belirttiğiniz gibi kökümüzden uzaklaşmamak gerekir.
Güzel bir şiirdi.
Kaleminize gönlünüze sağlık.
Tebrik ediyorum.
Daha nice zirvelere kutlarım hakikaten çok güzel bir şiir yüreğinize kaleminize sağlık saygı ve selamlar efendim esen kalın
O dallar, hikayede işte...
"Güven vermeyenler..."
..
İnsanın ona rağmen bildiği yolda yürümesi, hep zirveleri amaçlaması da tam tersine, "kendine güvenmesi" işte!
Tezat gibi ama..
Yaşamın ta kendisi...
Tebrikler Emine Hanım..
Kesinlikle öyle...
Teşekkür ederim
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta