7 Nisan 1932 - 7 Haziran 2012
Bir evrimci zıpıra sorsanız işte cevap:
Haham ne derse doğru, müftü ne derse yanlış
Allah'a uymak günah, şeytana uymak sevap
Papaz ne yerse doğru, imam ne yerse yanlış..
14.03.2006/Vakit
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Haham evrim geçirmiş bir devrim geçirmişiz. Biz devrimciyiz Hz. Muhammet, benzer putları devirmiş Atatürk, benzer tarikatçıları devirmiştir. Vakit, zaman evrim demektir. Karşısında duran devrilir. Evrim geçiremezse. Devrilir.
Evrimci zihniyet başdan aşağı yanlış,doğruya yanlış demesinde nedesin.emeğinize sağlık.Muhabbetle...
çok haklısınız gönül gözünüz hep açık olsun.
Can üstadım;bırak şiirin hakkında yorum yapmayı yazdığınız sıradan düz, bir satırlık yazınız bile benim için kutsallık derecesinde kıymetlidir.Yaradan size hayırlı uzun ömürler versin,başımızdan hiç eksik etmesin.Allah'a emanet olunuz.Saygı ve selamlarımla....
Son din İslamiyetin mensusbu olarak imanın şartları arasında sayılan ''Peygamberlere inanmak''
şartı gereği bütün peygamberlere inanıyoruz.
İnanmadığımız zaman bir şartı yerine getirmediğimiz için dinden çıkmış oluruz.
Onlar Kelime-i şahadet getirip islamiyete girmedikleri için ''KAFİR'' yani inkar eden, inanmayan olarak kalmaya devam ederler.
Onlara çok görmüyorum.
Bu bağlamda bizim dialogculara sormak istiyorum. ''Dinimizin varlığına, peygamberime inanmayanlarla nasıl dialog kuracagız, nasıl anlaşacağız?''
Saygılar üstada.
zıpır işte ne olacak :))
bütün dinlere inanıyor ve saygı duyuyorum lakin müslüman olmakla gurur duyuyorum
tebrikler efendim.....
hande
Müslümanlar kendi arasındaki husumeti bitirmedikleri takdirde haham ve rahibin değeri imamdan çok olacaktır (zıpır nazarında) biz birbirimizi kucaklayalım bak o zaman kimin sözü daha muteber olacak. her fırsatta farklı kulvarda koşan müslümanlara saldırırsak daha çook sözümüzün dinlenmesini bekliyecez korkarım Allah c.c müslümanlara kendileriyle,birbirlerine tahammül etme dirayeti versin saygılarımla
hocam saygılar öncelikle.bence bu dinler arası diyalog islama karşı kurulmuş bir tezgah.bu diyalog meselesini zorla insanlara el altından sunuyorlar.sizce bu diyalog ne iyisi demiyorum çünkü iyi yanları olmadığını düşünüyorum.kötü yönlerini soruyorum ne kadar kötülük eder islama.
diyaloğa göre papaza da hahama da rahiplerede saygı ile yaklaşılmalı kendi din adamlarımıza gösterdiğimiz saygının aynısını onlara göstermeliyiz ama neden onların dini onlara benim dinim bana.diyalog boş boş hepsi boşuna.
kafirden dost olmaz müslümana.son nokta budur bence.
SAYGILAR.
Üstadım onları başımıza taç edenler utansın...Dinlerin kardeşliği deyip peygamberimizin peygamberliğine inanmayan, islamı kabul etmeyen adamlarla kardeş nasıl olacağız ki...
Bugün sesinizi duymak güzeldi...Telefonda bile olsa...Selam ve saygıyla...
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta