Dost anda, sen burdasın; bu perde, bu inkâr nedir
Madem ki cân cemâlin gördü, bu rü’yet-i dâr nedir
Terk eylemişsin varlığı, dillerde bu rivâyet var
Öyleyse ey bî-benlik er, bu “ben” diye ısrar nedir
Sûret harâb, ma’nâ diri, sanma ki yol kitâb ile
İlm ü amel dâvâ ise, bu gurbet-i efkâr nedir
Ârif olan göz yumdu hep eşkâl-i kevn ü mekâna
Sen hâlâ sayr u seyr isen, bu seyr-i bî-âr nedir
Aşkın kitabın okudun, satr-ı siyâh nûra döndü
Okunan eğer Hak değilse, bu lafz-ı tekrâr nedir
Zinhar sakın aldanmagıl zühd ü riyâ pazarına
Post ile taç alıp giden, bu şöhret-i esrâr nedir
Bir elde tesbih, bir elde dünya hesabı tutan
Söyle bana ey zâhidim, bu iki yüzlü kâr nedir
Nefsin cehennem odundan gömlek biçmiş tenine
Hâlâ serinlik umarsın, bu ateşle yâr nedir
Kır gönlünü, geç kendinden, gir dergâh-ı lâ-mekâna
Menzil bu ise ey yolcu, bu durup durup sorar nedir
Dil derd ile perişândır, cân sîne-i sûzândadır
Âteş be-âteş yandadır, bu sabr-ı bî-yâr nedir
Şerh-i aşkı harf ü lafızla sanma ki beyân eyleyesin,
Sükûtun nutka galebesi varken bu gürültü, bu îzâh nedir?
Kayıt Tarihi : 28.1.2026 12:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!