ZİNDANA DÜŞEN GÖNÜLDEN SANA
Zindan üç nefes, ey gönlüm, dar yerde!
Sessiz çığlıklar var her bir duvarda!
Bir ömür eğilmiş, kader bu yükte...
Hâlimi düşünüp üzülme gönlüm!
Kurtuluş yakındır...
🍂🍂🍂
Henüz ölmedim!
Avlu... Ucu yokmuş gibi uzayan yol,
Taşlar soğuk, gece çökmüş sağa sol.
Adımlar zincirli, yıllara bedel...
Git ve gel...
Yüz adım...
Sonsuz bir mahşer.
Ne diz dayanır buna, ne yürek, ne bel!
🍂🍂🍂
Bir âlem ki susmuş, yankı içinde,
Düşler parçalanmış korku biçimde.
Sorular içimde, iç içe, içte:
Düşün mü, susayım mı, haykırayım mı?
İnsan mı kalırım, yoksa kaybolur mu?
🍂🍂🍂
Bir garip Yusuf’tu, düştü bu dara,
Gözleri hasretli, bakar duvara.
Gitti ansızın, bıraktı iz yara...
Ondan kalan, bir dua gecelerde,
Bir de solan umut, ince izlerde...
🍂🍂🍂
Gardiyan sert bakar, demirden bakış,
Sözler kilitli, yutulur her yakarış.
Beni Rabbim duyar, yeter bu yakış!
Anlamaz dünyalar, suskun dileğim...
Zincir değil artık, içimde eylemim!
🍂🍂🍂
Saat vurur, zaman kırılır sessiz,
Dizilir bedenler, ruhlar kimsesiz.
Sayılır insanlık, sayılar gibi biz...
Bir gölgeyiz burada, isimsiz, adsız,
Ten başka, ruh başka, bölünmüş cansız...
🍂🍂🍂
Bakışlar karanlık, sözler keskin taş,
İçimde kopuyor sessiz bir savaş.
Bir tek secdemde yumuşar bu baş...
Dokunmaz kimse, bu yorgun kalbime,
Sen dokun Rabbim, indir rahmetime!
🍂🍂🍂
Getir bir yudumluk sabır içeyim,
Zamanı eritip yokluğa geçeyim.
Bir anı bin yıla nasıl biçeyim?
Karışsın anlarım sonsuzluğa doğru,
Duman gibi uçsun ömrümün yorumu...
🍂🍂🍂
Duvarlar konuşur, taşlar dile gelir,
Başların gölgesi geceyi deler.
Hatıralar bile içime çöker...
Ey zalim duvarlar, kestin yolumu!
Söktün kalbimden en saf umudu!
🍂🍂🍂
Sessizlik büyür de büyür içimde,
Bir boşluk açılır derin biçimde.
Dünya uzak artık gözlerimde...
Ya biz mi unuttuk, yoksa dünya mı?
Giden kim, kalan kim? Hakikat hangisi?
🍂🍂🍂
Ses demir, nefes demir, ekmek demir,
Yutarsın sabrı, içini kemirir.
Ne gelir elden ki, kader bu emir...
Küçük bir pencere, daracık, ince,
Dünyaya kapalı, Rabbime pencere...
🍂🍂🍂
Ellerim titrerken dua içinde,
Gökyüzü parçalanır sanki avcumda.
Gözyaşı yeşerir kurak bağrımda...
Bir nefes, bir umut, bir ince çizgi,
Boşluğu örüyor görünmez sevgi...
🍂🍂🍂
Koğuş bir rahimdir, karanlık ama,
İçinde doğarız yeniden sabra.
Bir ses yankılanır ruhumda bana:
“Kalk!” der, “yıkılma, taşı yükünü!
Sen direnişsin, unutma özünü!”
🍂🍂🍂
Gönlüm, sevin yine, başın yukarı!
Bu yol karanlıksa vardır sabahı!
Sanma tükenir bu çile baharı!
Yarın doğacaktır, mutlaka doğar!
Bu gece biter, hakikat gün yüzüne çıkar!”
✍️Nûrferah / Züleyha AKTAŞ
Tarih: 17.03.2026 - Salı Günü.
Saat: 13:15
Kayıt Tarihi : 17.3.2026 13:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Notu: Bu şiiri yazarken aklımda tek bir şey vardı: insan ruhunun en karanlık anlarında bile direnişin, sabrın ve umudun nasıl filizlendiğini göstermek. Zorluklar, sıkışmışlık ve hapsin verdiği ağırlık, kelimeler aracılığıyla bir yük gibi aktı; ama her dizeyi yazarken içimde bir ışık, bir çıkış yolu hissettim. ---- Bu çalışmada ilham aldığım nokta, Necip Fazıl Kısakürek’in “Zindandan Mehmed’e Mektup” adlı eseriydi. Onun ruhu bana yol gösterdi; ama bu şiir tamamen kendi yorumum, kendi sözlerim ve kendi duygularımın eseridir. ----' Vermek istediğim mesaj açık: Çile, karanlık ve hapis geçicidir. Sabır ve direnişle ruh özgürleşir, umut büyür ve hakikat gün yüzüne çıkar. İnsan her koşulda direnmeyi, inancını ve umudunu kaybetmemeyi seçebilir. İşte bu şiir, o seçimi ve içsel zaferi kutlamak için yazıldı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!