Zâtı Zülcelalın takdiri ile gelmişim dârul Faniye
Enderuni hendekler döşenmiş imtihan diye
Yazıklar olsun engele takılan nefsime
Nedâmet edip rücu ettim Rabbime
Ey Gaffaru Settar bağışla ceddimi nefsimi neslimide
Layık eyle kendine ve dahi Habibi Edibine....
Eserleri
Ya Rasulullah !
Sensin kainatın halkı sebebi
Öyle bir Nur ki kaplamış heryeri
Aydılatıyor geçmişi geleceği
Neredesin Gel ey nebiyallal
İki cihan güneşi doğdu
Zulümat nura döndü
Küfürün isyanın sonu oldu
Hoş safa geldin ya Rasulullah
Hak adalet dipte iken
Haklı mazlum ipte iken
Hile makam tapta iken
Hoş sefa geldin ya Rasulullah
Feda olsun sana canımız
Hak için aksada kanımız
Çatlasın küfür ve düşmanımız
Hoş sefa geldin ya Rasulullah
Bizi bizden çok seven
Ashabı, kardeşi öven
Kendini Rabbini bilen
Hoş sefa geldin ya Rasulullah
Nice can geldi geçti
Kimi can kimi canan seçti
Nice firavun Karun kondu göçtü
Hoş sefa geldin ya Rasulullah
Tüm cihan sevdikçe sevdi
Ashabın can feda ederdi
Ardından gelen
Sıddık Ebubekr
Adli Ömer
Zinnureyn Osman
Esedul Ali idi
Hoş sefa verdin ya Rasulullah
Bre küfr kapanır mı bu dava
Galip gelemez Hakka heva
Ya Rab merhamet
Ceddimize neslimize
Şan şeref verdin ya Rasulullah
Ömrüm Şahid imanıma
Vasıl ol gelem yanına
Şefaat et bu aciz cana
Hoş geldin ya Rasulullah
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!