ZERREMDEN EVRENE SEN
Zaman duruyor bazen, saatler işlemiyor sensiz, Odamın duvarları sessiz bir yas tutuyor sanki. Adımların kapı eşiğinden kesildiğinden beri, Dünya kendi etrafında dönmeyi unuttu, biliyor musun? Boşluğun öyle ağır ki, doldurmaya gücüm yetmiyor, Hangi yöne dönsem, gölgenin izi düşüyor pencereme. Eşyalar dilsiz birer şahit gibi bakıyor yüzüme, Hangi sandalyeye otursam, sanki az önce oradan kalkmışsın.
Baktığın yerde olmasan bile, Hatıran bir sarmaşık gibi dolanıyor nefesime. Mutfaktaki yarım kalmış çay bardağında, Okuduğun kitabın kıvrılmış sayfa ucunda, Sanki her an geri dönecekmişsin gibi bir fısıltı... Ellerin ellerimde değil belki, ama soğuyan havada titreyen her zerrede sen varsın. Seni aramıyorum artık dışarıda, kalabalık caddelerde veya vapur iskelelerinde, Çünkü seni bulduğum yer, gerçekliğin çok ötesinde bir gizli bahçe.
Eskiden gökyüzüne bakardım maviyi sevdiğim için, Şimdi ise sadece seni bulmak için bakıyorum boşluğa. Zihnim bir labirent, tüm yolları ismine çıkıyor; Güneşin doğuşu artık sadece bir günün başlangıcı değil, Senin gözlerinin rengini hatırlatan bir ışık oyunu benim için. Denizin köpüğünde, ormanın serinliğinde, rüzgârın uğultusunda; Doğanın her ayrıntısında sana dair bir ipucu gizli sanki.
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta