Acılarımı sessize aldım,
Hayatımı sensize alamadım.
Yakıyor canımı, aldığım her nefes,
Ciğerimde cam kırıkları.
Bir evin içinde yan yana,
kalplerimiz ayrı odalarda…
Sofrada üç tabak bekler,
sen ise başka diyarlarda.
“Gel çay içelim” der annen,
“Gel sahilde gidelim” der baban,
Seviyor derken
papatyanın beyaz yapraklarını
nazikçe kopartıyor.
Sevmiyor derken
yaprakları
Sevmeyen ile iyi geçinir.
İyiliğe asık surat,
Kötülüğe kahkaha aynası.
Üşenir eğriyi düzeltmeye,
Doğruya bıçak darbesi.
Hani bir dut ağacı vardı ya evin bahçesinde
Fatma teyzenin, çocukluk aklımızla
hikayelerini dinlediğimiz.
Dallarına salıncaklar kurduğumuz,
Gölgesinde şarkılar söylediğimiz
Hatırlıyor musun Hasan amcanın minik ipek böceklerine
Mavi suların üstünde,
Adasını kaybetmiş kuşlar gibiyiz.
Konacak yerimiz yok,
Gücümüz tükendi,
Geride dönemeyiz.
Akşam geldiğimde huzurum,
Sabah kalktığımda umudum.
Adının kokusu bile var,
Yaseminim nadide çiçeğim.
Gök yüzünde gözlerim
Semalarına açılır kapılar
Hasretle denizimden dalgalar
Sevdiğim Şehri İstanbul'a
Vururlar
Gittin kim bilir kaç bahar geçer yüreğimden.
Sen gelmezsin..
Güvercinler gibi konduğun yüreğimde izin kalır
İstesen de silemezsin.
Bahtımıza düşen yıldızlar, da kayıp gitmişler
Gülmeyi unutanlar ağlatır,
Ağlamayı bilenler güldürür.
Boşlukta kaybolma
Her kesin imtihanı, imkanı kadardır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!