Zenciyim ben
Gece gibi
Afrika’nın derinlikleri gibi kara.
Köleydim her zaman
Saray basamaklarını temizledim eski Roma’da
Washington’da ayakkabı boyamaktayım şimdi.
Çekingen adımlarla sesiz ve ürkek
Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin
O büyülü şarkılarını söyleyerek
Gençliğimi geri getirdi ellerin
Sundun paha biçilmez güzelliğini
Devamını Oku
Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin
O büyülü şarkılarını söyleyerek
Gençliğimi geri getirdi ellerin
Sundun paha biçilmez güzelliğini




Langston Hughes (d. 1 Şubat 1902 - ö. 22 Mayıs 1967) Amerikalı şair.
Yaşadığı dönemin önde gelen siyahi şairlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Harlem Rönesansı'nın en önemli şairlerinden Langston Hughes 1902'de Missouri Joplin 'de doğdu. Küçük yaşta annesi ve babası ayrıldığından onu büyükannesi yetiştirdi. Büyükannesinin Frederick Douglas ve Sojourner Truth hakkında anlattığı hikâyelerden etkilendi. Onu 'Crisis' dergisinin yöneticisi Web Du Bois ile tanıştıran da büyükannesiydi.
'Crisis' dergisi NAACP 'nin (Siyahların İlerlemesi için Ulusal Örgüt) yasal yayın organı idi. 1921-1922 yılları arasında Hughes Colombia Üniversitesi'nde okudugu Maden Mühendisliğini bıraktı. Harlem müziği, dansı ve entelektüel yaşamı onun için herşey olmuştu. 'Crisis' dergisine daha çok şiir yollamaya başladı. 1926 yılında ilk şiir kitabı 'The Weary Blues' Harlem'i anlatıyordu.
Hughes, şiirlerinde Harlem'deki blues barlardan etkilendiğini söylemişti. Caz'ın, blues'un ve sprituals'un ritmi yansıyor şiirlerine. 1927'de Zora Neale Hurston ve başka yazarlarla birlikte çıkardığı 'Fire', Afro-Amerikan kültürünü konu alan bir dergiydi.
1920'lerde Harlem Rönasansı ile yaratıcı bir dönem başlamıştı. Harlem 'siyahlar için kendileri olabilecek bir yer olarak' simgesel nitelik kazanmıştı. Bu dönemin yazarları, siyah kültürü ile insanının güzel olduğunu göstermeye çalıştılar.
Arna Bontemps, Hughes için 'özgün caz ozanı' diyor. 1967 yılında yaşama veda eden Hughes son yıllarında şiirlerini caz eşliğinde okumuştu. Cenaze töreni caz grubuyla yapıldı
Kaynak;Vikipedi Özgür Ansiklopedi
Her türlü doğal ve insani kaynaklarıyla sömürülen Afrika'nın şiirsel anlatımı,
Bir gün Kara Afrika'nın ufuklarında güneşler doğması ümidiyle,
arkadaslar hazır mısınız?
daha güzel daha mutlu daha adil sevgi dolu bir dünya için
barış için, insanlık için
batsın bu dünya!
dıt dıt dırıdın dın dırı dı dı dıt dıt dırıdın dıt dırı dı dı dın
yazıklar olsun yazıklar olsun
kaderin böylesine yazıklar olsun
her şey karanlık nerde insanlık
kula kulluk edene yazıklar olsun
batsın bu dünya bitsin bu rüya
ağlatıp da gülene yazıklar olsun
dolmamış çileler yaşanmamış dertler
hasret çeken gönül benim mi olsun?
ben ne yaptım kader sana
mahkum ettin beni bana
her nefeste bin sitem var
şikayetim yaradana şikayetim yaradana
şaşıran sen mi yoksa ben miyim bilemedim
öyle bir dert verdin ki kendime gelemedim
çıkmaz bir sokaktayım yolumu bulamadım
ooof of of of...
ben mi yarattım ben mi yarattım
derdi ızdırabı ben mi yarattım
günah zevk olmuşsa vefa yorulmuşsa
düzen bozulmuşsa ben mi yarattım
batsın bu dünya bitsin bu rüya
aşksız geçen ömre yazıklar olsun
dolmamış çileler yaşanmamış dertler
hasret çeken gönül benim mi olsun?
ben ne yaptım kader sana
mahkum ettin beni bana
her nefeste bin sitem var
şikayetim yaradana şikayetim yaradana
şaşıran sen mi yoksa ben miyim bilemedim
öyle bir dert verdin ki kendime gelemedim
çıkmaz bir sokaktayım yolumu bulamadım
ooof of of of...
kadınım ben
önüne gelen yararlanmak istedi
hırpalandım, dövüldüm, sövüldüm..
gece karanlıkta kaldırımda buldum kendimi...
ee ne olmuş?
hiç bir şey olmamış hughes
ve sanchez anladı beni.. anlamaz olaydı.........................
Çeviri on numara, şiir ön libero ...
Çeviri on libero, şiir ön numara ...
kırbacına marpuç olsaydı her şey, çekeydin uluorta tophane'de, çekeydin ...!
geçtiğim onca kıtadan bana oda esareti kalmış..
siyah bir şaşkınlık ve gri bir uğultuyla
elimde globalleşme ceninleri
katilim biraz da..
doğrudur çok dövüldüğüm
çokça öldürüldüğüm inci dişlerim için
ve;
tokluk pembe bir fahişeydi ufkumda
bir gün alacağım intikamımı
kara tenim dudaklarım ya da blues ve cazla:)
Afrika
Ayaktayım deniz kıyısında, bakıyorum
Siliniyor kor gibi parlayan seher vakti.
Yuvarlanıveriyor karanlık güz bulutları
Doldurmak için gökyüzünü. Öfkeli, ateşli su yılanları gibi
Atılıyor kir rengi gelgitler, ısırmak için kıyıyı,
Ve zehrin çıkışı gibi, yükseliyor ak köpükler. Oluşturdukça
Kentler, göller ve bahçeler serapları ve geçmiş yaşamları,-
Bir yogi esrikliği, yayılırken dehşet,
Ateşli bir beyinden, şaşırtıcı bir görüntü
Doğar bu gökten ve bu çalkantılı dalgalardan.
Ormanları görüyorum, içlerinde leoparlar,
Sarı ve kara başları kertenkelelerin
Yüzen, gölcüklerde; suaygırları
Hareketli kayalar gibi görünen, çamurlu
Meskenlerinde, budaklı boynuzlarıyla bir antilop,
Uzun boyunlu zürafa, Masailer’in
Sığırlarını otlattığı yeşil çayırlar.
O Masailer ki kuyruğundan çekerler kaplanı,
Kesmek için kılıçlarıyla başını.
İki metre boyundaki Thusiler,
Cirit atarlar, çetin çarpışma, mızrakla paramparça olduğunda
Atış hızıyla avı vurmadan önce. Ardı arkası kesilmeyen ağır bir vuruşuyla
İlkel bir davulun. Ormanların kadim tekdüzeliği
İşliyor hala, pek de değişmeden.
Sınırı yok yeryüzünün orada, kıyısı yok okyanusun;
Geziniyor hala tanrılar, yeryüzü üstünde; burada zaman
Küçük bir kutuya konulmuş, bileğe bağlanmış değil.
Geri çekiliyor dalga.
Kayalık Sahara’da, otlak yaylalarda,
çiğle sırılsıklam Ruvansori’de
Zebraların oynadığı yerde, Fas’tan Ümit Burnu’na,
Yirmi milyon zihinde,
Karanlık gökyüzünde, yıldırım çizgileri gibi,
İçin için yanıyor bir ateş. Kömür, bakır, demir, altın, elmas,
Platin, uranyum, pirinç, buğday, kakao, sisal:
Hangi zenginliğe sahip değil ki Afrika. Ama orada insanlar
Köle, Zulular ve Pigmeler de; patronları
Beyazlar, başka topraklardan gelmiş beyazlar,
Beş milyon var onlardan. Evet, yerliler, umursamaz.
Uyku sineklerinin verdiği uykunun kurbanılar ve tropik hastalıkların
Ve onları çürütmek için
Dudaklarını ya da burnunu yiyip bitiren cüzzamın,
Yaşamsal organlarında ölümcül solucanlar taşıyan yoksullar,
Açlığın kadavraya çevirdiği insanlar. Ancak düşlerinde
Yemek yemeyi gören insanlar.
Ama ayaktalar şimdi. Naguib’in ayak izleri kaldı
Kumluk kıyılarında Nil’in, Altın Kıyı’da
Tarih yapıyor Nkrumah. Kenya’da
Kapatıldı meşale, mahpus duvarlarıyla
Ama veriyor yine sıcaklığını
Günboyu.
İzsürer Livingstone’un uyanışıyla,
Beyaz adamlar
Alfabe getirdiler vaaz vermek için İsa’nın merhameti
Üstüne. Ama bu, yardımcı oldu onlara, eşitliği ve özgürlüğü öğrenmekte;
Onu bunu cebe indirmek için yapılan savaşları öğrenmekte
Adaletsiz tanrısal takdire karşı bilimin büyük zaferlerini öğrenmek için.
Kibirli Malan’ın gölgelediği dünyanın dörtte biri
Şiddeti besledi, intikamı körükledi.
Afrika, bu anıtsal canavar, Afrika böğürüyor, eğerek
Yüzünü öne. Yankılanıyor Sahara’da kükreme,
Her bir köyde, kasabada ve deniz kıyısında.
Nairobi’nin barlarından birinde, uyanık tutuyor insanı
Beyaz bir koruma, silahıyla,
Çift yivli bir Simi kılıcı sıyırırken
Dışarıda, kara geceyi. Bir başka beyaz adam,
Kongo’da bir Belçikalı,
Giriyor
Odasına ve titriyor kara bir düşmanın yatağının altında beklediği korkusuyla.
Otobüse binmek için, okula gitmek için,
Bir yolda yürümek için, maaş almak için
Yaptığın işe karşılık, ev yapmak için, tarlaları ekmek için,
Sevgiyle birleşilmiş eşin bedeninde ölümsüzleştirmek için ruhunu,
Savaşıyor insanlar; birleşik güçleri
Dolduruyor yavaş yavaş ülkeyi.
Uzak tutmak için siyahları,
Duvar ördüler kendi çevrelerine
Silahlar ve yasalarla. Ya şimdi?
İnsanları hapse atanlar, hapiste şimdi.
Haykırıyor azat olmuşlar, neşe içinde, yumrukları gevşek.
Afrika, uyan, doğa ana,
Kucaklayacaklar ışığı senin kendi çocukların
Ve Ekvator boyunca, zenginlik egemen olacak.
Birlik olacağız biz, farklı olsa da
İnançlarımız ve yaşam biçimlerimiz, birlikte söylenen bir şarkı gibi,
Çiçeklendirecek yaşamı, çabamız.
Kollarım acıyor, bir insanın kelepçelendiği yerde.
Kırbaçlamanın olduğu yerde, benim sırtıma vuruyor kamçı.
İnsanın ayağa kalkma çabasının olduğu heryerde, ben de olacağım. Afrika, bugün
Toprağımsın benim, yaş döküyorum kederinle.
Soldu şimdi sahil, orman ve toprak.
Göz, ileriyi göremiyor artık. Gelgitler
Oluyor ama kalp, güçlü ve
Sakin. Adaletsizliğe karşı savaşmaya çalıştığında bir insan,
Yenilmezim ben, anlam kazanıyor yaşamım,
Çünkü biliyorum ki O, benim.
Afrika, 1955
N.V. Krishna Warrior (1916-1989)
Malayalam şair (Hindistan)
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin/ 05.07.2548 (2005), Bangkok
Bu şiir ile ilgili 37 tane yorum bulunmakta