Zenciyim Ben Şiiri - Yorumlar

Langston Hughes
15

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Zenciyim ben
Gece gibi
Afrika’nın derinlikleri gibi kara.

Köleydim her zaman
Saray basamaklarını temizledim eski Roma’da
Washington’da ayakkabı boyamaktayım şimdi.

Tamamını Oku
  • Tarık Torun
    Tarık Torun 25.12.2009 - 00:30

    Langston Hughes (d. 1 Şubat 1902 - ö. 22 Mayıs 1967) Amerikalı şair.

    Yaşadığı dönemin önde gelen siyahi şairlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Harlem Rönesansı'nın en önemli şairlerinden Langston Hughes 1902'de Missouri Joplin 'de doğdu. Küçük yaşta annesi ve babası ayrıldığından onu büyükannesi yetiştirdi. Büyükannesinin Frederick Douglas ve Sojourner Truth hakkında anlattığı hikâyelerden etkilendi. Onu 'Crisis' dergisinin yöneticisi Web Du Bois ile tanıştıran da büyükannesiydi.

    'Crisis' dergisi NAACP 'nin (Siyahların İlerlemesi için Ulusal Örgüt) yasal yayın organı idi. 1921-1922 yılları arasında Hughes Colombia Üniversitesi'nde okudugu Maden Mühendisliğini bıraktı. Harlem müziği, dansı ve entelektüel yaşamı onun için herşey olmuştu. 'Crisis' dergisine daha çok şiir yollamaya başladı. 1926 yılında ilk şiir kitabı 'The Weary Blues' Harlem'i anlatıyordu.

    Hughes, şiirlerinde Harlem'deki blues barlardan etkilendiğini söylemişti. Caz'ın, blues'un ve sprituals'un ritmi yansıyor şiirlerine. 1927'de Zora Neale Hurston ve başka yazarlarla birlikte çıkardığı 'Fire', Afro-Amerikan kültürünü konu alan bir dergiydi.

    1920'lerde Harlem Rönasansı ile yaratıcı bir dönem başlamıştı. Harlem 'siyahlar için kendileri olabilecek bir yer olarak' simgesel nitelik kazanmıştı. Bu dönemin yazarları, siyah kültürü ile insanının güzel olduğunu göstermeye çalıştılar.

    Arna Bontemps, Hughes için 'özgün caz ozanı' diyor. 1967 yılında yaşama veda eden Hughes son yıllarında şiirlerini caz eşliğinde okumuştu. Cenaze töreni caz grubuyla yapıldı
    Kaynak;Vikipedi Özgür Ansiklopedi

    Cevap Yaz
  • Tarık Torun
    Tarık Torun 25.12.2009 - 00:27

    Her türlü doğal ve insani kaynaklarıyla sömürülen Afrika'nın şiirsel anlatımı,

    Bir gün Kara Afrika'nın ufuklarında güneşler doğması ümidiyle,

    Cevap Yaz
  • Selçuk Bekâr
    Selçuk Bekâr 25.12.2009 - 00:22

    arkadaslar hazır mısınız?
    daha güzel daha mutlu daha adil sevgi dolu bir dünya için
    barış için, insanlık için
    batsın bu dünya!

    dıt dıt dırıdın dın dırı dı dı dıt dıt dırıdın dıt dırı dı dı dın

    yazıklar olsun yazıklar olsun
    kaderin böylesine yazıklar olsun
    her şey karanlık nerde insanlık
    kula kulluk edene yazıklar olsun

    batsın bu dünya bitsin bu rüya
    ağlatıp da gülene yazıklar olsun
    dolmamış çileler yaşanmamış dertler
    hasret çeken gönül benim mi olsun?

    ben ne yaptım kader sana
    mahkum ettin beni bana
    her nefeste bin sitem var
    şikayetim yaradana şikayetim yaradana

    şaşıran sen mi yoksa ben miyim bilemedim
    öyle bir dert verdin ki kendime gelemedim
    çıkmaz bir sokaktayım yolumu bulamadım
    ooof of of of...

    ben mi yarattım ben mi yarattım
    derdi ızdırabı ben mi yarattım
    günah zevk olmuşsa vefa yorulmuşsa
    düzen bozulmuşsa ben mi yarattım

    batsın bu dünya bitsin bu rüya
    aşksız geçen ömre yazıklar olsun
    dolmamış çileler yaşanmamış dertler
    hasret çeken gönül benim mi olsun?

    ben ne yaptım kader sana
    mahkum ettin beni bana
    her nefeste bin sitem var
    şikayetim yaradana şikayetim yaradana

    şaşıran sen mi yoksa ben miyim bilemedim
    öyle bir dert verdin ki kendime gelemedim
    çıkmaz bir sokaktayım yolumu bulamadım
    ooof of of of...

    Cevap Yaz
  • Www Elif Com
    Www Elif Com 25.12.2009 - 00:17

    kadınım ben
    önüne gelen yararlanmak istedi
    hırpalandım, dövüldüm, sövüldüm..
    gece karanlıkta kaldırımda buldum kendimi...

    ee ne olmuş?

    hiç bir şey olmamış hughes
    ve sanchez anladı beni.. anlamaz olaydı.........................

    Cevap Yaz
  • Anti Virüs
    Anti Virüs 25.12.2009 - 00:12

    Çeviri on numara, şiir ön libero ...

    Çeviri on libero, şiir ön numara ...

    kırbacına marpuç olsaydı her şey, çekeydin uluorta tophane'de, çekeydin ...!

    Cevap Yaz
  • Hasan Tan
    Hasan Tan 25.12.2009 - 00:10

    geçtiğim onca kıtadan bana oda esareti kalmış..
    siyah bir şaşkınlık ve gri bir uğultuyla
    elimde globalleşme ceninleri
    katilim biraz da..

    doğrudur çok dövüldüğüm
    çokça öldürüldüğüm inci dişlerim için
    ve;
    tokluk pembe bir fahişeydi ufkumda
    bir gün alacağım intikamımı
    kara tenim dudaklarım ya da blues ve cazla:)

    Cevap Yaz
  • Erdem Eren
    Erdem Eren 26.10.2009 - 00:59

    Afrika



    Ayaktayım deniz kıyısında, bakıyorum
    Siliniyor kor gibi parlayan seher vakti.
    Yuvarlanıveriyor karanlık güz bulutları
    Doldurmak için gökyüzünü. Öfkeli, ateşli su yılanları gibi
    Atılıyor kir rengi gelgitler, ısırmak için kıyıyı,
    Ve zehrin çıkışı gibi, yükseliyor ak köpükler. Oluşturdukça
    Kentler, göller ve bahçeler serapları ve geçmiş yaşamları,-
    Bir yogi esrikliği, yayılırken dehşet,
    Ateşli bir beyinden, şaşırtıcı bir görüntü
    Doğar bu gökten ve bu çalkantılı dalgalardan.




    Ormanları görüyorum, içlerinde leoparlar,
    Sarı ve kara başları kertenkelelerin
    Yüzen, gölcüklerde; suaygırları
    Hareketli kayalar gibi görünen, çamurlu
    Meskenlerinde, budaklı boynuzlarıyla bir antilop,
    Uzun boyunlu zürafa, Masailer’in
    Sığırlarını otlattığı yeşil çayırlar.
    O Masailer ki kuyruğundan çekerler kaplanı,
    Kesmek için kılıçlarıyla başını.
    İki metre boyundaki Thusiler,
    Cirit atarlar, çetin çarpışma, mızrakla paramparça olduğunda
    Atış hızıyla avı vurmadan önce. Ardı arkası kesilmeyen ağır bir vuruşuyla
    İlkel bir davulun. Ormanların kadim tekdüzeliği
    İşliyor hala, pek de değişmeden.
    Sınırı yok yeryüzünün orada, kıyısı yok okyanusun;
    Geziniyor hala tanrılar, yeryüzü üstünde; burada zaman
    Küçük bir kutuya konulmuş, bileğe bağlanmış değil.




    Geri çekiliyor dalga.
    Kayalık Sahara’da, otlak yaylalarda,
    çiğle sırılsıklam Ruvansori’de
    Zebraların oynadığı yerde, Fas’tan Ümit Burnu’na,
    Yirmi milyon zihinde,
    Karanlık gökyüzünde, yıldırım çizgileri gibi,
    İçin için yanıyor bir ateş. Kömür, bakır, demir, altın, elmas,
    Platin, uranyum, pirinç, buğday, kakao, sisal:
    Hangi zenginliğe sahip değil ki Afrika. Ama orada insanlar
    Köle, Zulular ve Pigmeler de; patronları
    Beyazlar, başka topraklardan gelmiş beyazlar,
    Beş milyon var onlardan. Evet, yerliler, umursamaz.
    Uyku sineklerinin verdiği uykunun kurbanılar ve tropik hastalıkların
    Ve onları çürütmek için
    Dudaklarını ya da burnunu yiyip bitiren cüzzamın,
    Yaşamsal organlarında ölümcül solucanlar taşıyan yoksullar,
    Açlığın kadavraya çevirdiği insanlar. Ancak düşlerinde
    Yemek yemeyi gören insanlar.




    Ama ayaktalar şimdi. Naguib’in ayak izleri kaldı
    Kumluk kıyılarında Nil’in, Altın Kıyı’da
    Tarih yapıyor Nkrumah. Kenya’da
    Kapatıldı meşale, mahpus duvarlarıyla
    Ama veriyor yine sıcaklığını
    Günboyu.




    İzsürer Livingstone’un uyanışıyla,
    Beyaz adamlar
    Alfabe getirdiler vaaz vermek için İsa’nın merhameti
    Üstüne. Ama bu, yardımcı oldu onlara, eşitliği ve özgürlüğü öğrenmekte;
    Onu bunu cebe indirmek için yapılan savaşları öğrenmekte
    Adaletsiz tanrısal takdire karşı bilimin büyük zaferlerini öğrenmek için.
    Kibirli Malan’ın gölgelediği dünyanın dörtte biri
    Şiddeti besledi, intikamı körükledi.




    Afrika, bu anıtsal canavar, Afrika böğürüyor, eğerek
    Yüzünü öne. Yankılanıyor Sahara’da kükreme,
    Her bir köyde, kasabada ve deniz kıyısında.
    Nairobi’nin barlarından birinde, uyanık tutuyor insanı
    Beyaz bir koruma, silahıyla,
    Çift yivli bir Simi kılıcı sıyırırken
    Dışarıda, kara geceyi. Bir başka beyaz adam,
    Kongo’da bir Belçikalı,
    Giriyor
    Odasına ve titriyor kara bir düşmanın yatağının altında beklediği korkusuyla.
    Otobüse binmek için, okula gitmek için,
    Bir yolda yürümek için, maaş almak için
    Yaptığın işe karşılık, ev yapmak için, tarlaları ekmek için,
    Sevgiyle birleşilmiş eşin bedeninde ölümsüzleştirmek için ruhunu,
    Savaşıyor insanlar; birleşik güçleri
    Dolduruyor yavaş yavaş ülkeyi.




    Uzak tutmak için siyahları,
    Duvar ördüler kendi çevrelerine
    Silahlar ve yasalarla. Ya şimdi?
    İnsanları hapse atanlar, hapiste şimdi.
    Haykırıyor azat olmuşlar, neşe içinde, yumrukları gevşek.




    Afrika, uyan, doğa ana,
    Kucaklayacaklar ışığı senin kendi çocukların
    Ve Ekvator boyunca, zenginlik egemen olacak.
    Birlik olacağız biz, farklı olsa da
    İnançlarımız ve yaşam biçimlerimiz, birlikte söylenen bir şarkı gibi,
    Çiçeklendirecek yaşamı, çabamız.
    Kollarım acıyor, bir insanın kelepçelendiği yerde.
    Kırbaçlamanın olduğu yerde, benim sırtıma vuruyor kamçı.
    İnsanın ayağa kalkma çabasının olduğu heryerde, ben de olacağım. Afrika, bugün
    Toprağımsın benim, yaş döküyorum kederinle.




    Soldu şimdi sahil, orman ve toprak.
    Göz, ileriyi göremiyor artık. Gelgitler
    Oluyor ama kalp, güçlü ve
    Sakin. Adaletsizliğe karşı savaşmaya çalıştığında bir insan,
    Yenilmezim ben, anlam kazanıyor yaşamım,
    Çünkü biliyorum ki O, benim.






    Afrika, 1955
    N.V. Krishna Warrior (1916-1989)
    Malayalam şair (Hindistan)


    Çeviren: Ulaş Başar Gezgin/ 05.07.2548 (2005), Bangkok

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 37 tane yorum bulunmakta