Zenciyim Ben Şiiri - Yorumlar

Langston Hughes
15

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Zenciyim ben
Gece gibi
Afrika’nın derinlikleri gibi kara.

Köleydim her zaman
Saray basamaklarını temizledim eski Roma’da
Washington’da ayakkabı boyamaktayım şimdi.

Tamamını Oku
  • Yağmurla Dans Eden Kadın
    Yağmurla Dans Eden Kadın 25.12.2009 - 09:36

    :-)Allah kolaylık versin Paşam:-)

    Cevap Yaz
  • Yüksel Erentürk Yılmaz
    Yüksel Erentürk Yılmaz 25.12.2009 - 09:12

    Sayın BEHRAMOĞLU' na saygılar çevirisi için, Seçici Kurul' a teşekürler.
    Bu kara şiirde benden olsun

    YA BİLAL DUYSAYDI

    Günler sayılmakta bir bir
    Umutlar tükenmekte
    Bilal’ in yurdunda
    Kara Afrika’nın
    Kara bahtlı çocukları
    Açlıktan; Ölümü beklemekte

    Koskoca Dünya
    Nasıl da yan gelmiş yatıyor
    Bilal’ in yurdunda
    Güneş her gün
    Umutla doğup
    Gözyaşıyla batıyor

    Bilal olmak
    Bilal’ in yurdunda
    Doğmak
    Bilal’ in yurdunda
    Çocuk olmak

    Kara Afrika’nın
    Kara bahtlı çocukları
    Açlıktan ölmeden
    Son kez olsun doysaydı
    Zalim Dünya
    Senin bu haline
    Kahrolurda
    Resul’ün Müezzini
    Hz. Bilal duysaydı.

    Yüksel Erentürk YILMAZ

    Cevap Yaz
  • Mehtap Altan
    Mehtap Altan 25.12.2009 - 09:05

    İnsanın ruhunu, varlığını, bedenini yine bir insanın silmeye çalışması kadar alçakça bir durum olamaz...

    ki...

    yeryüzünü kirleten bulutlarda,

    bu gidişattan beslenmekte değil mi zaten....

    tebrikler...

    Cevap Yaz
  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin 25.12.2009 - 07:49

    Başta çevirinin hangisi olsa da (Osman Tuğlu bey’in ki dahil) şiir çok güçlü ve öyle de vurucu ki yüreklere. Tabii gözü kara, yüreği kara siyahların, zencilerin çektiğini ne bilsin ki!

    Zencileri, şu dünya’da kapitalisti mi dersiniz, hükümdarlıklar mı? İdeolojiler mi, inançlar mı? Ruhu mu, bedeni mi? Kemiği mi, kanı mı? Evet zencilerin sömürülmedikleri duyguları ve emilmedikleri kanı kalmadı şu kör olası dünya da.. Şair ne de vurucu dile getirmiş… Şaire, şiire saygıyla.. Ataol Behramoğlu ve Osman beye, Seçici Kurula teşekkürlerle…

    Sanıyorum İngilizceyi çeviri yapabilecek nitelikte bilen başka bir şair, Atol Behramoğlu’nun mu yoksa Osman beyin çevirisi mi?... şiirin özüne uygunlukta fikrini bize verebilir…Doğrusu çevirinin ikisi de akıcı ve güzel! Ayrıca Osman bey mutlaka gözünüze çarpmıştır, ufak bir harf olsada titizsiniz bilirim…”Beçikalılar” =’Belçikalılar’ olacak sanıyorum..


    Çeviri bir meslek, çeviri bir uzmanlık ve çeviri bir ‘etik’liktir. Çeviri bir ahenkliktir. Nasıl ki bir fırıncı, duvarı sağlam öremezse; duvarcı ekmeğe tam o tadı veren hamuru yoğuramaz. Fırıncının yoğurduğu hamuru, ekmeğe verdiği tadı ise eğer şiirleştirir İngilizceye çevirtirsek o çevirmenin çeviri niteliği yanı sıra fırıncılıktan iyi anlaması gerekir. Siyaseti, edebiyatı, sosyal toplumsal yapıyı ve sair bilmeyen ya da bilip bunlarda kendi boyutunun dışına çıkamayan, etiğe bağlı kalarak o alanlarda çeviri işini tam beceremez, içine eder..
    (Çeviride ki ‘etek’lik den kastım, ana metnin aslına ve özüne bağlı kalarak çeviri yapma eylemidir!)

    Daha somutlukla, eğer siz hukuktan anlamıyorsanız, diyelim ki ekonomistseniz hâkimin verdiği kararı Türkçeden, Fransızcaya ya da onlardan Türkçeye çeviremezsiniz. Çünkü hukukun herkes tarafından bilinmeyen kendi terimleri, dili vardır.
    Bu edebiyat, roman, şiir için de aynıdır. Üstelik bunların içeriğinde ki kültürü, mayayı/hamuru, tadı, mesajı vs algılama ve algılananı onun özüne sadık kalarak başka bir dile aktarma evet kolay.. hiç kolay değildir…

    Bu gerçekler bazında, şu acaba kendi lisanı ya da yöresinin şivesi ötesinde yabancı bir dil bilmeyenler, bu denli nitelik isteyen çeviri konusunu ha bire adeta yoksunluğun aşağılanma duygusunu bastırmışlıkla çok ucuz hüküm sürüyorlar, yorum yapıyorlar. Neden? Ne o ‘gardaş’, ‘ülkedaşım’ şair, korkunuz/çekinceniz/karşıtlığınız sizin şiirinizin maalesef hiçbir zaman başka bir dile çevrilmeyeceğinden mi? Nedir, bir samimice şunu bir anlatın bilelim?

    Biz demiyoruz ki bir çevirmen ya da bir yabancı dil bilen, diğerlerinden bulunduğu konum/fonksiyon vs den daha üstündür… Ancak kardeşim siz neden ha bire burada çeviri olduğunda argüman/gerekçelerden yoksun; yok şu bu diyorsunuz ki?

    Şimdi yani biz zenciyi anlamayı bıraktık; onun için yazılan bir dünya şairinin şiirine de mi karşı çıkacağız… Dünya, ne anam kadar sevdiğim Türkçeden, ne de Arapçadan ibaret değil sanıyorum..

    Biraz evrenleşelim..güzelleşelim…kardeşleşelim dünya insanıyla, şairiyle buluşalım..Evet en büyük eksikliğimiz olan özellikle edebiyata, şairlikte..biraz ..biraz daha gayret.. bakın dünyaya gözünüz açılsın, niteliğinde ki zihin egzersizliği eylem bulup düşüncenizde size esneklik versin ve korku güdülerinden sizi biraz arındırsın…ruhunuz daha da renklere, farklılıklara açılsın… Daha da yiğitleşip, güzelleşeceğinden eminim… Neyse… nokta..nokta...

    Ve madem şu an bir fırsatla antolojiye girebildim… bu yorum ardından ‘Ben Kenyalıyım’ diyorum…

    Saygılarla..
    Nadir Sayın


    Ben Kenyalıyım!

    Dünya’ya aç olmaya geldim

    Kıtlık diyarı Kenya
    Tohum yok ekine
    Su çamurludur içime
    Kelleş toprak ana
    Katımı katı, kireçli
    Bırakmıyor ki
    Bitki köklesin dibe

    Dünya’ya hiç olmaya geldim

    Anam ölümden kaçmış
    Üç bin + kişilik ve üç çadırlı
    Bir milyon sivrisinek
    Sığınma kampına
    Ter kokusu sinmiş tenlere
    Ömer dostun Şükran misali
    İçleri kavuran alevli esinti
    Gel de bedene hadi dur de

    Dünya’ya göçmeye geldim

    Birde sen gel;
    O yeryüzünün
    Üç bin metrekarelik
    Tanrı hariç kimsenin bulunmadığı
    Kuşun uçmaya dermanı olmadığı
    Yılanların insanı sokmadığı
    Akrep zahirinin kana dinmediği
    Toplama, pardon sığınma kampında
    Uzaylılar olarak gördüğümüz yaratıklara
    Ellerindeki silahları yenir mi acep diye
    Baktığımız
    Ve tırnaklarımızla toprağı kazıdığımız
    Bu yaşamda
    Ana rahmine düş!

    Biz Freud’un tanımını bilmeyiz
    Fromm kimmiş?
    Herhalde bir dinsiz
    Maslow mu? Bir komünist!
    Ama kuramlarına göre
    Biz de insanız!

    Dünya’ya denekliğe geldim

    Bana deseler ki sen nereli sin?
    Ne sandın! “yurtsuzum demem”
    Öğünerek: “Kenyalıyım! ”

    Atam Dünya’ya köle
    Ben ise açlığa geldim

    Kıtlığa geldim
    Hiçliğe geldim
    Sömürülmeye geldim
    Sille-tokat yemeye geldim

    Amma… Bana kimse vatan haini diyemez
    Yurtsuz dünya’ya gelmedim

    “Ben Kenyalıyım! ”

    Nadir Sayın
    Hollanda, 3 Temmuz 2006

    Cevap Yaz
  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra 25.12.2009 - 05:02

    Ben sizin renginize,
    malınıza mülkünüze,
    bakmam kaşınıza gözünüze,
    bakarım gönlünüze demedi mi?
    Bırakın şeşi beşi,
    bak ezan okuyor Hazreti Bilâl Habeşi.
    Duyun artık duyun,
    birazda gerçekleri yazın
    gerçekleri okuyun.
    Adalet var mutlaka,
    ha burda ha orda.

    Cevap Yaz
  • ´¯` Lavinya ´¯`
    ´¯` Lavinya ´¯` 25.12.2009 - 03:31

    Güzelmiş. Ataol Behramoğlu da iyi çevirmiş.

    Cevap Yaz
  • Ercan Cengiz
    Ercan Cengiz 25.12.2009 - 03:01

    seçici kurula teşekkürler,

    Cevap Yaz
  • Fikret Şahin
    Fikret Şahin 25.12.2009 - 00:47

    Ataol Behramoğlu çeviri yaparken zencilere de türkü söyletmiş ya helal olsun ona.
    Her neyse,şiir zencilerin tarihçesinin acı bir parçası,daha doğrusu insanlğımızın acı bir parçası.

    İnsanlığa yakışır daha güzel günler dileğiyle.

    Fikret Şahin

    Cevap Yaz
  • Selçuk Bekâr
    Selçuk Bekâr 25.12.2009 - 00:38

    Zencileri, Kızıldırilileri, haritadan silinen iki Japon şehrini kimsenin unuttuğu yok.
    Ama eziklik edebiyatına da lüzum yok.

    Cevap Yaz
  • Boyacı Halil
    Boyacı Halil 25.12.2009 - 00:33

    gelirken kimse bize bir şey sormadı seçeneklerimizle ilgili..amma geldikten sonra,insanlar biraz da seçimleriyle ve kendileri için seçtikleri cümlelerle 'yafta'lanıyorlar.. bunu bizzat bir zenci bacı gardaş dümdüz giderken ,'ben zenciyim adamım! bana herşey mubah!' dediğinde daha iyi anlamıştım,zenciliğini kendi deliliğine siper etmek isterken yani..

    oysa malcolm x öyle dememişti, yani; 'by any means necessary' demişti,insanlığını ve sahib olduğu hakkı 'diğerleri'nin gözüne gözüne sokarken..

    yani ki, 'diğeri' olmak ve diğeri olurken de 'kim' olacağımız, bizim seçimimizdi bir yerden sonra.. ama sadece bi yerden sonra.. :)

    ben küçükken,babam, Romilos amca'yı arar ve onun 'noel'ini kutlardı.. Romilos amca da -toprağı bol olsun- onun kurban ve sair ramazan bayramını..eskiden böyle bir 'diğeri,öteki,zenci' kavramı yoktu toplumumuzda yahut daha azdı.. bazen özlüyorum o günleri..asla geri gelmeyeceğini bile bile..zaten geri gelmeyecek şey özlenir değil mi.. :)

    'zenci'olmak biraz ötekileştirmek,diğer'leştirmekse yek diğerini hepimiz zenciyiz galiba.. :) hem maruz bırakan hem de maruz kalan olarak.. yine de içimden diyorum, 'diğeri yok benim için.. öteki diye bir şey yok..biz'iz işte..' ve içimden bi adam bağırıyor buna iman etmek için, olanca ayaz sesiyle, 'by any means necessary!'

    romilos amcamın yadigarı içimizdeki isevi kardeşlerimizin noel'ini kutluyorum..

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 37 tane yorum bulunmakta