Tenin solgun bir yaprak
Gözaltlarında yılların yorgun izleri
Dudak kenarlarında derinleşen o kaz ayakları
Söyle, saçlarına vaktinden önce mi yağdı bu kar
Zamana mı yenildin
Yoksa yüreğindeki o bitmeyen savaşlarda mı mağlup mu düştün...
Meğer tükenmez sandığın baharlar çoktan bitmiş
Ne acı değil mi
Sonbaharı hüzün sanırdın, oysa asıl tufan
Dalların buz kestiği o şafak vaktinde saklıymış
Şimdi vedalar donar, ayazın keskin dişlerine takılır
Rüzgârın o eski fısıltısı dinmiş
Ruhuna değen artık Zemheri’nin buzdan kırbacıdır
Ne taşımaya değer bir hüzün kalır avuçlarında
Ne de o buz kesmiş tenine dokunacak bir el...
Toprak çeker her gün biraz daha kendine,
Önce sessiz bir yalnızlık, sonra o soğuk korku sızar içine
Pişmanlıklar, bir sabah kırağısı gibi çöker gözlerine
Bakarsın ki hayat, coşkun bir nehir gibi akıp gitmiş...
Sen o nehrin kıyısında, susuzluktan kavrulurken
Yanındakini görmez, uzağındakine meftun bir ömür tüketmişsin
Sevgiye hasret, kendine yabancı bir ihtiyarlık
Ve nihayetinde
Kala kala koca bir "ah" kalır dilinde...
©
20 Aralık 2025
01:07
Kayıt Tarihi : 24.12.2025 01:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!