Günler yutan doğmayan güneş,
Sinsi bir sisin koynunda saklı acılar,
Her enkaz başında isli isli yanan ateş,
Bir ölüm panayırına gebeymiş bu sancılar.
Sandım israfilin ter damlası düştü yeryüzüne,
Kara kavruk yüzüne toz bulaştı çocukların,
Yaşamak ölüme bu denli mi aşıkmış özünde?
Hiçbir ahı duyurmamış şehir senin bu duvarların.
Suçluyuz artık
Yıkık binalar önünde içtiğimiz sudan.
Kırıntılarını dökmeden yediğimiz,
Her tuzunu gözyaşından almış lokmadan.
Harabelerden çıkan fotoğraflardan
Bir bebeğin biberonundan,
Bir ananın gözyaşından,
Bitmeyen telaştan,
Yaşamaktan,
Varolmaktan...
Ruhunu bir elma kurdu kemirdi bu şehrin,
Gelse neylesin ilkbahar,
Sıkıştık yeryüzüne,
Sıkıştık imanın dil kemiğine,
Sıkıştık bir çiğnemlik bedenin,
Bir ömür sürecek,
Bir ömürlük bedeline.
Yer yuttu bir gençliği,
Yer yuttu öğrencilerimi,
Yer yuttu sevdiklerimi,
Söyleyin şimdi bir ben mi kalmış oldum
Çiğnene gelen bu toprağın üstündeki?
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 00:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
06.02.2023 Kahramanmaraş depremine ithafen...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!