Öyle bir sevdaya düştüm ki, Adı vuslat değil, adı yıkım. Tadı damağımda bir idam urganı, Zehir zıkkım sevgili, zehir zıkkım...
Gündüzü işkence, güneş bir kor gibi yakar, Gecesi hasret, karanlık üstüme mezar kazar. Söylesenize, hangi ölü benim kadar sitemkâr? Hangi neşter bu sancıyı kalbimden kazır?
Ben ki Mezarlıklar Şairi, tenhaların diliyim, Kendi cenazemde en önde giden deliyim. Bu sevda bir operasyondu, masada kaldım; Şimdi bu sessizliğin, bu yasın müellifiyim.
Kapatın perdeleri, o sahte ışıklar sönsün, Bırakın bu yürek, kendi hasretinde dönsün. Doğuş Kılınç’tan geriye sadece bir sızı kalsın, Zehir zıkkım bu ömür, varsın toprakla dolsun. Öyle bir sevdaya düştüm ki, Adı vuslat değil, adı yıkım. Tadı damağımda bir idam urganı, Zehir zıkkım sevgili, zehir zıkkım...
Gündüzü işkence, güneş bir kor gibi yakar, Gecesi hasret, karanlık üstüme mezar kazar. Söylesenize, hangi ölü benim kadar sitemkâr? Hangi neşter bu sancıyı kalbimden kazır?
Ben ki Mezarlıklar Şairi, tenhaların diliyim, Kendi cenazemde en önde giden deliyim. Bu sevda bir operasyondu, masada kaldım; Şimdi bu sessizliğin, bu yasın müellifiyim.
Kapatın perdeleri, o sahte ışıklar sönsün, Bırakın bu yürek, kendi hasretinde dönsün. Doğuş Kılınç’tan geriye sadece bir sızı kalsın, Zehir zıkkım bu ömür, varsın toprakla dolsun
Doğuş KılınçKayıt Tarihi : 7.1.2026 09:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!