Yüreğimden bir çakıltaşı çalıp, sessizce kaçmaya çalışan zangoç!
Az kalsın, sonsuzluğun katedraline es vuracaktı aryalar..
Başını kaldırsaydın sen de görecektin.
O es’lerin yanına bir “nü ben” yakışırdı ama
Tenha bakışlarda kopan fırtınalar,
Sanırım relç etti parmaklarımızı,dokunamadılar...
Bir sonraki sefere; yere saçılan renkleri, cebindeki yağmur sularıyla karıştırmak için;
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.



