Hüznüm toprağa, yaşlarım yağmura dönüştü. Hüznümden çiçekler açtı, yağmurlar usul usul üzerine yağdı. Dudakları kuruyan hayatımın üzerine umut şerbetinden nidalar aktı. Suskunluğumu kalbimde titreyen atışlarım bozdu, şiirlerime söz oldu. İçimde toplanan binlerce nefret, eziyet birer birer toz olup akan bir nehrin gamzesine kondu. Ben yanarken piştim, pişerken kavrulup dünyadaki tadın damağına uydum. Hiç oldum. Gözden ırak, dillerden yoksun bir adım kaldı, oda hiçliğin avuçlarında kayboldu, kül oldu. Bazen zamanın sesi kulaklarımı çınlatırken, zamanın zan'dan ibaret olduğu, şakaklarıma konan beyazlıklar habercisi oldu. Hayatta bana ayrılan hat'tan yürüdüm, devam eden adımlarla devam eden yolculuktayım.
Yollarımız burada ayrılıyor,
Artık birbirimize iki yabancıyız.
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet, her şeyi unutmalıyız.
Her kederin tesellisi bulunur, üzülme.
Devamını Oku
Artık birbirimize iki yabancıyız.
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet, her şeyi unutmalıyız.
Her kederin tesellisi bulunur, üzülme.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta