Bugün.
yüreğimin
o kurak sazlığından
kanatları kan kınalı..
kuşlar havalandı
ard ardına..
Elimizde acının kehribar tesbihi
ki kayıp durmakta parmaklarımızdan
Ey şair
yine bölük pörçük anlattın
yine eksik bıraktın bir şeyleri
gün devrilmekte ama sen
Devamını Oku
ki kayıp durmakta parmaklarımızdan
Ey şair
yine bölük pörçük anlattın
yine eksik bıraktın bir şeyleri
gün devrilmekte ama sen
Sözün bittiği yer... Ağlattınız Üstad. Acı halimizin mükemmel şiiri. Saygılar.
Ah Sevgili abiciğim;
Bana, yaşadığın acıların en zoru hangisiydi diye sorsan, o kadar kayıp yaşamış biri olarak, hepsinin yokluğu ve bıraktığı acı başka başka olsa da, boğazıma düğümlenmiş olan o tek nefesimle ve hiç düşünmeden diyebilirim ki; “evlat acısı”ydı yaşadıklarımın en zoru! Öyle zor zamanlarda düşmüştü ki yüreğime!
Ben, dünyayı bundan sonraki kalan ömrümde, bu kadar karanlık görür müyüm, bilmiyorum!
Acının tarifi yok deyip duruyoruz ya hep, olmaz olur mu?
Var!
Hem de öyle bir var ki…
Ne yapsan da dinmeyecek bir hasret, varlığının aydınlıktan karanlığa gömülüşü…
Her saatin, her dakikanın, düşmekte inat eden her takvim yaprağıyla büyüyecek bir sevgi ve hasret…
Zamanı geri çevirememenin ve içinde bulunduğun zamanı yaşayamamak…
Unutmanın zorluğu ile alışmanın vefasızlığı arasına sıkışıp kalmak…
Keşke bu acıyı tarif edebilmenin başka bir yolu olsaydı…
Ama yok!
Hiç de olmayacak!
Düşmana bile dilenmeyecek bir acı bu!
Kalp yorgunluğu…
İç suskunluğu…
Gözlerin hiç bitmeyecek uykusuzluğu ve nemi…
Nasıl içim yanıyor bilemezsin!
O kahrolası patlamada, neresinden kaç yara aldı, yüreğim gibi kaç parçaya bölündü, o pırıl pırıl yüzüne kaç acı düştü, nasıl yere düştü, son nefesini nasıl verdi, o yalnızlığında neler hissetti oğul balım? Bilmiyorum, hiç bilemiyorum ki…
Oysa son kez sesini duymamla, o kara haberi almam arasında sadece yirmi yedi saat varmış, nerden bilirdim ki o cıvıl cıvıl sesi bir daha hiç mi hiç duymayacaktım ben…
Üstümden kaç saat, kaç gün, kaç yıl, kaç asır geçse unuturum?
İşte ben bunu bilmeyi öyle çok isterdim ki…
Ne çekilmez acıymış, dünyadan silinen izlerini özlemek!
Ne dolmaz çileymiş, ömrünün kalanında, yana yakıla “mahşer günü” karşılaşmayı beklemek!
Sözüm var, oğul balıma!
Sözüm var, ukbanın nazlı gülü şehidime!
Ben;
“Hiç ağlamayacağım, hep güleceğim!”
Benim adım Gül! Benim adımı Gül koymuşlar ya!
Beni bir tek senin anlayacağını biliyorum!
Biliyorum, senin de evlat acısıyla yanan yüreğini acıttım!
Hakkını helal et!
Rabbimden, hepsine sonsuz rahmet dilerim…
Sevgim, saygım ve fiddareyn saadetler duamla…
Takvimden düşen yapraklar ve her bir yaprağa düşen kara haberler... Ağlayan, hıçkıran ana baba kardeş eş ve çocukların feryadı ya dostlar, ya arkadaşlar ya koca bir Millet, tanıyan tanımayan onca yüreklerde yanan ateşin nasıl olur tarifi...Al kanlar içinde toprağa düşen asker, seni gel gömelim tarihe desem sığmazsın...
Her biri beyaz güvercin gibi saf ve tertemiz uçup gittiler... Mekanları cennet olsun yıldız yıldız nurlarda uyusunlar...
Güzel şiirini kutluyorum Mücahit Bey Kardeşim... Sevgi ve Saygıyla...
En fazlan zorlandığım... 'Şehitlerimize' yazılan şiirlere yorumdur...
Dilim kurur, elim sancılanır..
Sözcükler yumruk olur, dizilir boğazıma..
Vatan için.. Bayrak için... 'Ebed müddet, devlet için..'
Yarın için.. Neslimiz, soyumuz için..
Hak için, namus için, onurumuz için..
Ne mutlu kutsallarımız için canını verenlere..
Allah muzaffer etsin.. Kanlarını yerde koymasın, Yaradan..
Rahmetle, saygıyla eğiliyorum aziz hatıraları önünde, şehitlerimizin..
Duyarlı şahsınızı ve yansıtan şiirinizi kutlarım Kardeşim..
cahil başın cezasını ayaklar çeker demiş atalarımız... bunu farklı da değerlendirebiliriz... ruhları şad olsun.... savaşa sebep olanlar Allahından bulsun... duyarlı şiir için yüreğinize sağlık
titredi
seher yelinde
yorgun kanatları
uçtular uçtular yinede..
uçtular...
son bir gayretle
kara bulutlar ardına
uçtular,alev alev yanan
o kan kırmızı gün batımına..
---Hocam mevsimsiz düşüyor yapraklar onlar birer kahraman hayalleriyle gittiler , sizi ve anlamlı şiirinizi kutluyorum saygılar sunuyorum.
ÇOK GÜZELDİ YÜREK SESİNİZ DAİM OLSUN MAHMUT BEY
bu ne haydut zamanlar böyle...annelerin yüreğine gömülüyor acıları ve ağıtları...soğuk hep bir yanımız... Uğurluyoruz gençlerimizi sonsuzluğa...hiç durmadan ölüyoruz kırık kanatlarımızdan dökülüyor kan... Göç yollarında çocuklar... hainler kesiyor yollarını ellerinde kan...
ezber bozmuyor sesler...
dilimizde ağıt yüreğimizde acı korkulu bir bekleyiş gün...
ne zaman biter yaprak dökümü?
hüzünlü renklerle boyalı bir tablo gibi şiir. şairin iç sesi yankılanıyor ve dökülüyor hüznü... Bende aldım nasibimi....
sonsuz kutluyorum değerli şair...
Mükemmeldi...
Saygı ve sevgilerimle...
Doğanın bir parçası kuşların dönüşü olmayan bir yola havalanışıyla geri dönmeyen, dönemeyen kınalı kuzularımızı çağrıştıran bir sonla birlikte dizelere dökülen;
yine..
nutuklar
karışıyor ağıtlara
analar iki gözü iki çeşme ağlıyor
Takvimden zamansız düşen yapraklara..!diye betimlenen final hüzünlüydü ama çok duyguluydu Mahmut Mücahit Bey, yürekten kutlarım. Selam ve saygılarımla esen kalın.
'yine..
nutuklar
karışıyor ağıtlara
analar iki gözü iki çeşme ağlıyor '
Hergün anaların yüreğine ateşler düşüyor. Gelenler oluyor, teselli sözleri fısıldanıyor...Şiirin dediği gibi nutuklar da atılıyor, ama sönmüyor ki anların yüreğine düşen, o ateş. Yanacak bir ömür boyu onların içinde.
'Öyle ölüler vardır ki,
ben onların öldüklerini düşündükçe,
vakit olur,
yaşadığımdan utanırım' ____________
Usta'nın dediği gibi,insan utanıyor yaşamaktan,zamansız düşen yaprakları gördükçe...Bu acıyla da ölüyor içimizdeki kuşlar birer birer..Allah o analara kendi sabrından versin.
Kaleminiz daim olsun. Saygımla.
Bu şiir ile ilgili 21 tane yorum bulunmakta