Zamanın Nasırlı Kalbi

Mehmet Hanifi Erdinç
93

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Zamanın Nasırlı Kalbi

Sen bu yalan dünyadan elini çektiğinden beri,
Zifiri bir ayaz çöktü kimsesizliğime, üşüyorum.
Ruhumun kıvrımlarında biriken bu koca yorgunluk,
Sessizliğin o sağır sancısıyla yoğrulurken,
Dört yanım uçurum, dört yanım tekinsiz tenhalık oldu.
Ama bilirim toprak altına düşen tohum ölmez,
Sancısı yüreğimde duran o eski türkü dinmez,
Hayat denilen bu gürültülü katarın en arka vagonunda,
Gözlerin üzerimde, merhametin bir zırh gibi kuşatırken beni.
O tozlu, o efsunlu aynalardan bana bakarsın.

Varsın yıkılsın kentler, varsın sussun diller ne çıkar
Sen benim yıkıntılar altındaki o sarsılmaz temelimsin.
Şehirler ölür, sokaklar susar, devran döner de
Bir senin gölgen terk etmez benim bu garip halimi.
Şimdi yüreğimde senin o kadim sabrın,
Cebimde senden kalan o onurlu bir yangın.
Ben her köşe başında senin kokunu ararken,
Zamanın çarkında ufalanıyor, eksiliyor, bitiyorum.
Senin o nasırlı ellerinle yoğurduğun ekmeğin tadı,
Hangi sofrada var ki artık bu darmadağın ömrümde?
Ben ki senin ocağında kül, eteğinde fer idim,
Şimdi yedi iklimin o insafsız yellerinde savruldum.

Hangi mısra anlatır, hangi ezgi dindirir bu hicranı?
Yaram azıyor gece yarıları, merhemim ise toprağın altında.
Sen giderken baharımı da götürdün yanında,
Kuşlar sustu, sular duruldu, çiçekler küstü dalına.
Kederin o kör bıçağı kemiğe dayandığında,
Senin o vakur duruşun gelir, tutar ellerimden.
Senin o bereketli duaların, hırçın nehirler gibi çağlar,
Yıkar geçer önündeki tüm bentleri, tüm karanlıkları.
Bilirim, sen o gizli cennetinden bana el sallarsın,
Yorgun bir yolcuyum ben yüküm ağır, yolum sarptır.
Güneşin her doğuşunda, ayın her batışında nefesin var.
Ama senin onurun sırtımda taşıdığım en kutsal emanettir.

Ey benim gökyüzüne uçan kanatsız meleğim,
Nur yüzüne değen toprağına kurban olduğum,
Dağlar sarsılsa, yer yarılsa, gök yıkılsa ne çıkar?
Senin gölgen bir çınar gibi serili üzerime.
Sen bu hoyrat dünyanın gördüğü en zarif direniştin.
Acıyı gülüşüne katıp, bizlere umut devşiren sendin.
Şimdi her mevsim sadece sen kokuyor,
Her rüzgâr senden esip merhametini getiriyor.
Biliyorum o dumanlı vagonun penceresinden bakıyorsun hâlâ,
"Üşüme can" diyorsun üzerimi örtüyorsun
"Yalnız değilsin" diyorsun umudum oluyorsun

Ey benim gökyüzüne uçan kanatsız meleğim,
Sen ki bu hoyrat dünyaya tek başına siper olan,
Kederi bal eyleyip, acıya heybetle kafa tutansın.
Alnındaki her çizgiye memleketimin yollarını gizleyen,
Bakışlarında ömrümün haritasını saklayan annem
Dağlar kadar mağrur, toprak kadar bereketli yüreğinle,
Benim en yenilmez, en sarsılmaz sığınağımsın.
Şimdi hangi rüzgâr savurursa savursun ömrümü,
Kökü sende saklı bir çınarım ben
Sen gittin ya ben asıl şimdi seninle çoğalmaktayım.
Varsın kapansın perdeler yorulsun zaman,
Ben senin küllerinden doğan o sessiz ihtilalim.

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 14:02:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!