Zamanın Kaskatı Hâline Müptela
kuyu
bilmem kaç türlü yüzü var zamanın. turşu satan bir benzi de taşır, gülücüklere boğulan bebekleri de. can pazarlarında alımlaşıp vadelerle borçlanılandır. sızılarca dövülüp kemiklerce çarpa çarpa gelendir. müptela olmuş muharrikin gibi daim kaçırdığı. bu mahzunluk çok anlamlı geliyor belki tabloya ama rezillik bu eşek kulaklı midas gibi ders veriyor hayata haberiniz ola. meğer ne müşkül işmiş yaşamak böyle prangalı ha bire oyalanıcılarla vakit öldürmek. sadece biz bize dünyevi ligde oynayıp eli bağlı salmaya yetmiyor zamanı.
yük
herkes Eyüp peygamber değil ki her bir nara duyulmalık yayılıyor çevreye. yalnızlıklara kanca henüz vurulmamışken bir ah oturur bin vah yekiniliyor. yükümüz kelebek ağırlığı değil sonuçta. canhavli zikirşinasları toplayıp başına hangi isteklere ortak olunuyor belli değil. eyvan ve arasta arasında bir lale devri bekleniyor belki kim bilir. on sekiz bin alemle yol bileylese insan kendi. teranesinden milim kaymıyor. istikamet üç boyut, altı cihetle sınırdaşlığı neyse ki var hayatın ama bağnazlığına hiç kimseyi laf ettirmiyor, ah inanmalık asıl, bu zamanda lazım.
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta