ZAMANI HAZAN/ BEDİR
Siyam vakti, bir hazan mevsimi değiverir de kurak tenine,
Depreşir dallarında takvim yaprakları Yesrib’in.
Bir fay kırığı gibi, çatlar dudakların.
Kırarsın tarihin belini ortasından, Bedirde…
Senden önce, senden sonradır artık zaman
Medinedir bundan gayrı adın, ey kadim şehir…
Zülal!
Gözlerinde, yeni doğmuşsa ay hilal!
Gülümser gamzelerin bana Zulema’dan…
Ramazan’a ermiş ki dem,
Gelip konmuş
Dudaklarından dudaklarıma oruç…
Yeter doymama, bir yudum zemzem, bir lokma aşk
Atlas yamaç misali dağların mesken olur da bana
Belenir eteklerime sahranın tozu, çölün kumu Zülal!
Kerabiç sokaklarda yankılanır davetin Yesribte
Yok mu ölmek isteyen? Yok mu ölmek isteyen…?
Yok mu bir ölüp, bin dirilmek isteyen….?
Zulemada Oruç açacak yiğitler aranmakta…
Var... Zülal! Var…
Bak sıraya dizilmiş Bedir’in aslanları gurup gurup ufukta.
Sen Onları yüzlerinden tanırsın, beni de yüreğimden.
Ben Aşkı sende tatmadım mı Zülal!
Bir ölüp bin dirilmedim mi her hazanda, siyam zamanı?
Dudaklarında açtım abı hayatla orucumu
Şimdi şuhudum, Nermanım Zulemada dizlerinin dibinde.
Yanımda da yağız yağız yiğitler, saçlarında ışıl ışıl yıldız tacı
Gözlerinde yeşil başlı Hüma
Bir bilsen ZULAL!
Buralar ıssız, çorak sanma
Gözlerin susuz çölde vaha, Bedirde kuyu!
Ay yüzün gülümser Zulemadan nazlı nazlı
Avucundan süzülür kevser havuzu
Bedirde gece gözlü bir kuyu kadar derin zamanın ve kadim gözlerin
Alnına çalınan kokun, kınalı hurma ağacında buhur…
Kıvrak bir Yemen tütsüsü gibi tüllenirsin dipsiz dehlizlerden…
Bilsen ki sebebim Nevvare cezben...
Çektikçe çeker içine, Yesrib’i ve beni!
Sen yine ses ver Zulemadan…
Yesribin Kerabiç sokaklarda yankılansın davetin
Yok mu ölen? Yok mu ölen?
Yok mu bir ölüp, bin dirilmek isteyen?
Kulak kabartır elbet Bedirin aslanları,
Kükrerler hep birlikte heybetle
biz varız Ya Rab!, biz varız ya Rab!
Madem ölüm tek bir defa gelecek ,
fedadır uğruna bu can
Ateşe konan pervaneler misali yürürler şehadete
Süavi cevahirsin sen hep yüreğinde ashabın
Koşarlar destandan destana
Ne Bedir ne Uhud ne Hendek
Dönmezler ahitlerinden
Hepsi yağız, hepsi vakkas
Önlerinde üçbin melek,
Ölümün ağzından girerlerler firdevse
Ve yakalanır perçeminden batşe-i kübra ile küfür.
Gömülür, Ebu cehiller bir bir tarihin kabrine.
Bir Siyam vakti, hazan mevsimi değiverir de kurak tenine ZÜLAL!
Yeşerir dallarında takvim yaprakları Yesribin.
Ramazan’a ermiş ki dem,
Gelip konmuş
Dudaklarından dudaklarıma oruç,
Yeter doymama, bir yudum ab-ı aşk!
Bilsen ki sebebim Nevvare cezben
Çektikçe çeker içine, Yesrib’i ve beni!
Sen yine ses ver Zulemadan
Medinenin Kerabiç sokaklarda yankılansın davetin
Yok mu ölen? Yok mu ölen?
Yok mu orucunu şehadet şerbetiyle açacak olan?
FATMA DOĞAN 01.03.2026/ TURHAL
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 22:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!