Akıyor gibisin zaman içinde
Gözlerinde piri fani bakışlar
Böyle gün görmüş yok cihan içinde
Mermerleşmiş sende yazlarla kışlar
Öyle mağrursun ki,yazıtlarınla
Dokunulmazlığın bir simgesisin
Seviyorum galiba seni
Hayatım degişti nasıl anlatsamki
Kitap okurum sen varsın aklımda
Yürürken hep sen varsın yolumda
Yamurda ıslanırken seni görürüm o küçük damlalarda
Nasıl bir duygu bu aşk anlamadımki
Devamını Oku
Hayatım degişti nasıl anlatsamki
Kitap okurum sen varsın aklımda
Yürürken hep sen varsın yolumda
Yamurda ıslanırken seni görürüm o küçük damlalarda
Nasıl bir duygu bu aşk anlamadımki




çok byendim.özel bir iletide gönderdim.bir hatam var.başka sitenin adını yazmışım.
:)
istanbulu anlamlı gozlerle goren bırı ancak boyle yazabılır tebrıkler cok begendım.
gercekten tebrık etmek ıstedım ıstanbulu anlatan bınlerce güzel sıırlerden bırtanesı
Hocam merhaba,atı alan Üsküdar' geçti,bağdat'a
şam tatlı almaya gitti.Saygılar...
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Bismillahirrahmanirrahim / Yedi Düvel Yedi Tepe Efsane İstanbul
yerde sararmış bir yaprak görürsen eğer
inan sevgilim inan bu her şeye değer
ışıkların altında İstanbul'u seyrediyorum
geçen yıllarıma inan inan sevgilim kahrediyorum
Karadeniz’den esen rüzgar senin saçlarını savuruyor
nedenini bilmediğim bir his içimi kavuruyor
Galata dan attığım mendil kubbelerinden savrulur durur
üçüncü Ahmet çeşmesinin zinciri sevdama dem vurur
boğazda çırpınan bir martının kanat sesleri
Çamlıca’nın görkemi gibi uyandırıyor hislerimi
bir yıldız bir yıldız gibi çıkıyor yokuş yukarı
Taksimde yürüyor caddeyi istiklalde müzmin bekarı
sevdanın bir ucu Hisar diğerinde Saraçhanede yıkılmış surlar
Sultanahmet haşmeti ile Ayasofya sıra sıra gelen turlar
savruldum bir yaprağın kenarında ada vapurunun güvertesinde
sevdan bir Dolmabahçe bir Beylerbeyi sarayının çümbüşü renk bahçesinde
süvariler sevdam gibi geçti tan vakti Üsküdardan
boğazında sevgilimin çifte gerdanlığı,habermi var yardan
bilsem aldanırmıydım Bebek, Emirgan, Aşiyan gibi parıldayan yeşil gözlerine
her köşene yazılan hafızamıza kazınan süslü içine çeken sözlerine
Toptaşı, Atalamataşı, Hergele meydanı derken,Çiçekçi’den Karacaahmete inerken
tüm sevdiklerim yatıyor ulu çınarların altında,gözyaşlarım akıyor seyrederken
yemekte canın tavuk çekerse geçersin Ümraniye,Alemdağdan
oyalı mendil gelmiş Topkalı eğitim fakülteli esmer yardan
yarin kokusu gelir Haliçten savrulur mistik kokular Sadabat’tan
avrupaya açılır bir kapı Eminönü,Sirkeci gardan,yarin elini tuttum Yerabatan’dan
nerde o eski arnavut kaldırımların,galatadan geçerdi en güzel tranvayların
boğazı yakar Beylerbeyi,Dolmabahçe,İstanbulu yakar Topkapı vakur sarayların
Kadıköy sahil,dolmuşunda Moda,gezilir Bahariye’de,nostalji ararsan Kurbağlıdere’de
Koşuyolunda koşardı dörtnala atlar,Papazın çayırı şimdi acep nerede
yayan gidersen kalırsın Tuzlada piyade,içelim kahveyi iki orta bir sade
köftesine ve ayranın tadına doyulmaz,kapat gözlerini bana müsade
okursun her köşesinde tarihi bir yazı,çekilmiyor bu güzelin artık nazı
fakiride zenginide bulur kendince eğlenceli barı ve sazı
tavernalar,barlar doldurdu sokak aralarını,Ortaköy sahilinde entel magandaları
sazlar çalınır,kayıklar çekilirdi masmavi Göksu’da,unutulurmu o gizemli anları
sırtımda darphane,gözlerimin önünde Gülhane,Saray burundan salınır endamlı gemiler
her köşende bir birinden nadi’de mimar Sinan şaheseri eşsiz camileri
Beylerbeyinin saltanatından,Çengelköy’ün bostan bahçelinden badem seçerken,
Başıbağlardan salındınmı Babilin asma bahçeleri misali Bulgurlu’nun asma bağlarında güzel süzerken
Diyarbakır karpuzu elinde Alemdağ’dan, Taşdelen’e pınar’ların suyu keserken
cuma namazını Sultanahmet Caminin avlusunda Ayasofyayı seyrederek dinlerken
gümüşten ince tellerin güzel kızların süsler hayalini Tellibabanın bağırından
çayırın önü devam eder Beykoza erenler diyarına Hz Yuşa’nın kabrinden
Piyer lotiden seyretmek altın boynuzu,Kanlıcada yerken yanık yoğurtu
Kimileri bağlar türbelerine kısmet ipleri,eyüp sultan’da umutlar korkuttu
Sanki senin uğuruna yapılmış denizin ortasına eseri sanat kulesikız
Karşılıklı birbirlerine kur yapar hisarında boğazı kesen aykız
zümrütü anka kuşu müjdeliyordu,Fatih Sultan Mehmet efsaneyi fethedecek
tarih yazan yüce Atamız’dan insanlığa yadigar gençlerimiz vatan gibi bekleyecek
sultanların diyarı yedi düvel yedi tepe efsane İstanbul.
Devam edecek.
(www.ultrailan.com)
Dr İbrahim Necati Günay
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Sevgili şair dostlar gözünüz aydın olsun,yeni çıkan
caza yasamız artık biz şairlere hep güzel ve olumlu yazılar yazmamıza vesile olacak.
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Efendim ne güzel kaleme almışsınız,
kutlarım,başarılar dilerim,
siz bir harikasınız,beni şiiriniz aldı götürdü,şiir denince akla sizin şiiriniz geliyor,harikalar yaratmışsınız,siz harikalar yaratan bir şairsiniz,tıpkı benim gibi şiirlerinizde harika,hece ölçüsü mükemmel,aruz ölçüsü tam olmuş,siz serbest yazmışsınız sanki güreş stili gibi haraika bir sitil,çok uzun yazmışsınız gözlerim bayram etti okurken keşke her şair böyle uzun yazsa da bayram olsa,sayın gizemli şair çok gizemli bir havanız var şiirinizde benim gibi havalı olmuş,aşk hep mutluluktur hep şiir satırlarınız mutlu satırlardan oluşmalı,harikalar diyarı ümraniye gibi harika bir serbest şiir yazmışsınız harika çocuk,okudum mutluluktan uçuyorum evet şu an şiirlerde uçuyor.
uzar gider............................................................
Hepiniz sağlıcakla kalınız sevgili sanat severler
hepinizin önünde saygı ile eğilirim.
Not:İstanbula Uzaktan Gazel Okunmaz................
İstanbul'u zamanda yaşattınız, bu güzel şiirle. Başarınızı kutluyorum. Sevgilerimle.
Suna Doğanay
HECENİN YETİM ÇOCUKLARI
M.NİHAT MALKOÇ
Bilindiği gibi şiir hece ölçüsüyle,aruzla ve serbest tarzda yazılır.Hece ölçüsü bin yıldan beri özellikle halk şiiri geleneğiyle günümüze kadar gelmiştir.Bu süreç içerisinde binlerce büyük halk şâiri yetişmiştir.Yunus Emre,Karacaoğlan,Aşık Veysel bunlardan bazılarıdır.Bu ekol çok köklü bir geleneğe sahiptir.
Hece ölçüsüyle şiir yazmak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir.Çünkü hece,şiirde bir disiplinin adıdır.Öncelikle dizelerdeki hece sayılarının eşit olması gerekir.Ardından durakların da baştan sona kadar aynı düzende devam etmesi şarttır.Yani meselâ 11’li ölçüyü tutturmak yeterli değildir.Bunun durakları da vardır ve olmalıdır.İlk mısranın durakları 6+5=11 ise ötekilerin de öyle olma mecburiyeti vardır.
Bunun yanında kafiyelerin kusursuz olması gerekir.Beytin veya dörtlüğün aynı kafiye türüne sahip olması lâzım.Dörtlüğün tamamı aynı kafiyelenmelidir.Bir dize başka,öbürü başka olamaz.Bunun yanında bir de kafiye örgüsü vardır.Düz kafiye,çapraz kafiye,sarma kafiye diye…Buna da uymalıyız…Kafiyeyle redifi de birbirine karıştırmamak gerekir.Meselâ iki çekim eki kafiye olmaz;redif olur.Tunç kafiye ve cinaslı kafiye de ayrı bir ustalık gerektirir.Kısacası heceyle şiir yazmak bazılarının sandığı gibi kolay bir iş değildir….Bunu başarmak hüner ve çaba ister.
Bazılarının heceyle ilgili klasik yakınmaları vardır.Neymiş efendim heceyle yazarken duygular kısıtlanıyor.Çok güzel bir benzetme buluyorsun ama hece ölçüsüne uymayınca terk etmek zorunda kalıyorsun.Şiir yazmayı alelâde bir iş olarak mı görüyorsunuz?Marifet bu kısıtlamalara rağmen güzel eserler vücuda getirmektir.Türk şiirinde bunu başarmış pek çok mümtaz isim mevcuttur.
Hece bir söz disiplinidir.Yok neymiş,hisleri prangalara vurmamalıymışız…Git o zaman deneme yaz…Hikaye yaz….Kelimeleri leblebi gibi beyaz sayfalara savurmak mıdır şiir?....Bu mu sizin sanat anlayışınız?Benim soyut hikayelerim var(Bazıları bunlara postmodern hikâye diyormuş…) Alın o hikayeleri; sıralayın cümleleri alt alta…Alın size serbest şiir…Bundan sonra ben de hikâyelerimdeki cümleleri yan yana değil de alt alta mı yazsam?Bunu hiç düşünmemiştim.Hay aklımı seveyim…İyi fikir…Kim tutar beni!!!!!
Bir de aruzla yazılan şiirlerimiz var.Osmanlı devleti zamanında zirveye çıkan aruz şiirinin de kendine mahsus pek çok kuralı vardır.Yok işte aruz kalıplarına uyacaksın;imale,zihaf,med,ulama yapacaksın gibi…Bu şiir altı yüz yıl boyunca yaşamıştır.Çok da mükemmel eserler ortaya konulmuştur.Fuzulî,Bakî,Nef’i,Nâbî,Nedim,Şeyh Galip bu tarzın üstatlarıdır.Dil inkılabıyla beraber bu şiir de tarih olmuştur.
Divan şiirinin son büyük üstadı bir Mevlevi şeyhi de olan Şeyh Galip’tir.Divan şiiri maalesef bugün müzeye kaldırılmıştır;esamesi okunmamaktadır.Bu ayrı bir tartışma konusu…Ben bugün bu şiirin tekrar canlandırılması gerektiğini savunmuyorum.Onu bir kenara bırakalım ama asla yok saymayalım.Onu yok sayarsanız edebiyatımız kuşa döner.
Gelelim serbest şiire…Ben serbest şiirin varlığını inkâr eden bir insan değilim.Şiirde ne kadar çeşitlilik ve alternatif söyleyiş tarzı olursa bu edebiyatımız için o kadar kârlıdır.Fakat serbest şiir derken bazıları bu serbestliği başıboşluk olarak anlıyorlar.Serbest şiir demek,ne söylersen şiir olur demek değildir.Onun da kendine mahsus söyleyiş ilkeleri vardır.
Önüne gelen ne idüğü belirsiz imajlar icat ederse bu yazılanları,o eseri yazandan başkası anlamaz…Biraz daha da ileri giderek şunu söylemek istiyorum..Serbest şiir yazdığını söyleyen bazı aşırı serbestler(!) ne dediklerini kendileri bile bilmiyorlar.Ben atayım,onlar mânâlandırsınlar.Nasıl olsa şâirlerin hayal dünyası sorgulanamaz.
Hatta ne idüğü belirsiz şiirler bugün daha çok tutuluyor.Vay be….Adam ne biçim yazmış…Hiçbir şey anlamıyorum bu dizelerden…Ben de ne cahilmişim…Hele bu şiiri bir çözsem kim bilir ne harika mânâlar çıkar altından…Gelsin övgü dolu yorumlar….”Yüreğine sağlık…” diye başlayan samimiyetten uzak dilekler…Sormalı o kişilere anlamadığın,çözemediğin şiirin güzel olduğuna nasıl karar veriyorsun?Güzelliğin ve mükemmelliğin ölçüsü anlaşılmazlık mıdır?Bu kanaat akılla ve mantıkla bağdaşır mı?Kerameti kendinden menkul diye bir deyimimiz var ya….Aynen uyuyor bu anlaşılmaz şiirlerin hayranlarına…
Şiir üzerine konuşulsun...Herkes yazıyor ama şiir teorisi konuşulmuyor...Şiir tahlilleri yapılmıyor...Herkes üstât...Ama niçin? ...Güzel şiir nedir? ....Şiir değerlendirmelerinde kıstaslarımız neler olmalıdır? Bunlar konuşulsun...Şiir tabu olmaktan çıkarılsın.Şiir özneldir deyip işin kolayına kaçılmasın....Kimse iyi şiir yazıyorum diye kendini kandırmasın.....Bu, şiirin geleceği açısından hayatî öneme sahip bir mevzudur..Ben biraz da bunun peşindeyim...
Kurumasın söz ağacı....Gelişsin,serpilsin,yeşersin,gürleşsin...Serbestlik serbestlik de bu kadar mı? ...Bunun bir sınırı olmalı...Pek çok şâir ne yazdığından kendisi bile haberdar değil...Şiirlere methiyeler dizilince kendisi de şaşırıyor...Tabiki,argo tabirle söylemek gerekirse çaktırmıyor da! ..Şiirde anlaşılmamak marifet olarak telâkki edilmemeli….
Başımızı kuma gömmekle hakikatleri görmezlikten gelemeyiz. “Güneş balçıkla sıvanmaz” demiş atalarımız...Herkes bir yol tutturmuş gidiyor.Bu başıboşluk hayra alâmet değil..Ben bir kıvılcıma vesile oldum.Bu ateşi korlaştıracak sizlersiniz...Tartışmaktan zarar gelmez...Fikirler tartışılarak gerçeklere varılır.
Son yıllarda ülkemizde bir serbest şiir furyası esiyor.Bin yıllık heceye kimse itibar etmiyor…Serbest yazmak moda oldu….Hatta heceyle yazanlar çağa ayak uyduramamakla suçlanıyor…Hatta bir Şâir(!) benim heceyle yazdığım şiirleri eleştirirken “Siz Yahya Kemal’i bile aşamamışsınız…Neyin peşinde koşuyorsunuz?…” diyordu.Yahya Kemal sanki sıradan bir şâir de ben onu bile aşamamışım…Soruyorum şiirle uğraşanlara: “Bugün Yahya Kemal’i aşan bir isim var mı?” O büyük şâiri aşsam sen benim şiirimi eleştirmeye cesaret edebilir misin?Yani sapla saman karışmış bir durumda…
Ben bu hece düşmanlığına bir anlam veremiyorum…Heceyle yazanlar,bazı aşırı serbest şiir üstatları(!) gibi makinalaşarak vatanlarına mı ihanet ettiler?….Peki niçin hece şâirlerinin karşısına dikiliyorsunuz?Onların da hislerini ifade etme hakları yok mu?Hececiler niçin üvey evlât muamelesi görüyor?
Son yıllarda yapılan şiir yarışmalarını hep takip etmişimdir…Bu müsabakalarda birinci seçilenler hep serbest tarzda yazan şâirlerdir.Madem öyle,bu yarışmalar “serbest ve hece ölçüsüyle yazılanlar” diye ayrı kategorilerde değerlendirilsin…Olmazsa şartnamelere “Bu yarışmaya ölçülü ve kafiyeli şiirler katılamaz” diye bir hüküm konsun!….
Bunlar da olmazsa Kültür Bakanlığı’na bir teklifle giderek heceyle şiir yazılmasını yasaklayın…Konuyla ilgili kanun hükmünde kararnameler çıkarttırın!…Yine de heceyle yazanlar çıkarsa büyük Divan şâiri Nef’î’yi boğdurdukları gibi siz de bu asi herifleri darağacında sallandırın…Hem heceyle şiir yazmak Kopenhag kriterlerine de aykırı!!...Bizi Avrupa Birliği’ne almazlarsa bunun asıl suçlusu hece şâirleridir.Hecenin bu yetim çocuklarının bu ileri çağda yaşamaya ne hakkı var ki!.....
Kutlarım.
Ahmet Nural Öztürk
sevgili şair kardeşim
tebrik ederim
baki selamlar...
Bu şiir ile ilgili 23 tane yorum bulunmakta