ZAMAN-I NERİMAN 5/ KUYU
Zulemanın yüreğinde cevahirsin, ZÜLAL!
Kokun mihrace ağacında buhur…
Zennur bir tütsü gibi tütersin şahika kulelerimden…
Gece gözlü bir kuyu kadar derin ve kadim gözlerin
Çektikçe çeker içine, beni!
Uçurumsun yar! uçurum! …
Bir Vedud iklimi sürer yokuştan aşağı nefesimi
İndikçe inerim, dağ tepe demeden.
Düşe kalka, toza toprağa bulanır tarihimin lirik sayfaları.
Biraz Aşk Diyarı Dağ kokarım, yücelerden.
Biraz Tur, biraz Cudi…
Biraz Alp kokarım Altaylarda uyandığımdan beri…
Pehlivanım Toroslarda,
Er meydanında güreşim, bıçkın dağlarla.
Neriman-ı zamanım,
Dipsiz kuyulara inen Zembil.
İnerim semadan bulut bulut, ta ki Yusuf gibi kokana dek…
O kuyular ki karanlığı bile, nurdan yarpuz.
Kapısı Zülalimin gönlüne açılan zebercet bab.
Taşı toprağı mercan yakut,.
Aşkın rayihası saçların,
Dalga dalga şahlanır kıyamda ZÜLAL!….
Koklarım kaşmir zülfünü, dolanır sineme gecelerde.
Siyahı ibrişim, sicim sicim
tel tel ayrılır kirpiğinden yağmurun
ezel kadar uzun şeceresi şuhudumun,
ölçebilirsen ölç hele…
endazesi ,Komagenenin taş yollarında on beş yaşında vefa
ölçülür mü hiç adımla, karışla
gün görmemişçesine bağrında otururken, sukut gecesi leyl
sanırsın dimağima tokat, zerdebede siraç
Kokun akasya ağacından damlayan latif çiğ damlası
meva sinmiş Terine, şemailine sidretül münteha
Bu yürek taşır mı bu kadar kebir sevdayı ZÜLAL!
Taşar mı zaman, saçlarının arasından su gibi?
Taşsa ne yazar?
ben Nerimanı zaman değil miyim,?
habire kıyamın kıyısında bekleyen ŞUHUD!
Ecelin kalburunda elenen Adem , toprağında kubur!
Yusuf’un al gömleğini koklayan Yakup!
Zamansız adamların, ayak izinde yürüyorum adım adım
Namım Zulemada Nerman, Çanakkalede on beşli
Gitsem de dönmem ne Yemenden ne yeminimden
Daha tanımadın mı beni?
Alnım açık, ismim tarihin şakağında Kürşat!
Biliyorum ezelden yazılısın bahtıma
Bakışın bildik, gözlerin Aşina!
Ellerin yoğurur beni kara balçıkta, zaferanla…
Salsan ipek saçlarını sidre’den aşağı insem ,
Yardan süzülen kuş gibi,
Ya da burağın sakasında ak bir tüye tutunup
Ta ki Yusufun kokusuna gark olana dek insanoğlu insan
Beklemede beni, Ben-i Yusuf kuyuda,
Ben, gün yüzlü Yusufumu unutmuşum zifir bir zındanda
Uzat tevhid parmağını Zülal,
dürt hafsalamın kız kulelerini, uyansın Zuleyhalar,
Kızıl behramın gözünü çıkar, şah damarımda zenan yuvasından,
Menşeisiz Zanalar göstersin alemde, kesik parmakları ile seni
Ama Dur bıçak, köreltme sakın kendini …!
İsmaili kesmediğin gibi …
Daha Züleyha imanını bileyecek seninle parmağını kese kese,.
Kılıcını bileyecek Davut calut’un boynunu vurup
Hıncını bileyecek çeliğinde, melhamei kübra için Arz-Mevud
Yusufu kapan kurdun boğazına daya keskin yanını
Her şeyi unut ama kesmeyi unutma bundan gayrı
Zulemada yolunu gözler Yakub’un ismid sürmeli gözleri, şimdi.
Kanlı gömleğinde nasıl böyle misk kokar Aşk! Hele bir söyle
Sen kuyularda tattın aşkı Zülal,
Bense şuhud dudağında buseni
Unutma beni ZÜLAL!
Zerdebede yosun tutarsa kuyular
Gözlerindeki Zindanda kan ağlarsa Yakup yüzlü akşamlar
Züleyhanın yırttığı gömleğimi
Şehadet parmaklarınla doku iffetten, emi?
Bünyaminin heybesine sakla yusufun ab-ı hayat kırbasını
Bil ki ben hep Nermanım, hep yiğit
Neriman-ı zamanım kıtlıkta yedi yıl,
Bir çuval buğdayda yedi yıl bereket.
Bünyamin’in yüreğine zimmetledim kurbiyyetimi,
Kurban adadım adımı, evrenin akasya kütüğüne yazıldım şahit,
Ben bir ölürüm, bin dirilirim zulemanın uzlet dağlarında,
Nerimanı zamanım, kuyularda Ben-i Yusuf
O kuyular ki karanlığı bile, nurdan yarpuz.
Zülalimin gönül kapısını açar okundukça fermanım
Unutursam Şahika kulelerde Ahir zamanda seni
Öcün kalmasın bende emanet.
Vur boynumu bıçak, Neriman-ı zaman değilse zaman,
Umurumda mı koparsa kopsun kıyamet gözlerinde ZÜLAL!
Fatma Doğan 17.02.2026/ Turhal
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 20:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!