ZAMAN-I NERİMAN / 4
Zerdebede, yosun kokulu zaman yutar sırrımı,
Bahr-ı ummanda, canımı balık…!
Ben depreşirim batınında, kımıl kımıl…
Kıp kızıl gün pişerken, dimağımın tandırında,
Çatlar, doydukça karnı arzımın…
Avucumda nasırıma çöreklenir şahmaran misali kalem
Yazdıkça yazarım, atlasa
Mavi teni kırışır gök kubbenin.
Nerimanım!
Atılırsa, Kâğıttan gemilerden
Sahibine asi gulam,
Bir balığa yem olur elbet, ahuzar!
Şah damarımda seğirir, horusun peşnek gözü
Öptükçe dünyanın kirli elini, adam…
Salkım salkım Gazap üzümleri kızarır asma bahçelerinde
Soyle! Balık…
Güler mi hiç Zülalimin ay yüzü
Bir gelir bir gider kıyamet ufukta
Ama dur, İsrafil…
Dur üfürme suru daha… vakit henüz dem değil.
Soy kütüğümde parlar halem, son nebiyi beklerken zaman-ı Neriman
Karılır ahirde peygamber çamurundan sedef alemler
Ben, Ben-i Yunusum yeniden,
Zülal!
Dildar ülkesinde nedimlm...
Akik tesbihimde dizilir peş peşe can pareleri, şeceremin.
Gözyaşlarım dalga dalga şahlanır,
Kıyamın kıyısında oturur şuhud,
Tövbelerim secdede abid
Aşar boyumu nedamet
İnşirah beklerim balığın karnında
Küçüldükçe büyürüm gözlerinde Zülal
Pehlivanlaşır yüreğim Nermanca, yiğit.
Köklenir bileklerim, Koca Yusuf’un parmak uçlarının kesildiği yerden
Pençelerim törpülenir topuğumda
Uçtukça Anka kuşu dağlar denizler aşıp,
Maverayı Kapladıkça kanatları
Bir kaşı yerde bir kaşı gökte çatılır güneşe döndükçe yüzünü
Sözüm bilendikçe bilenir
hakikat katıldıkça çeliğe
Kalemimin ucunda birikmiş hikmet deryaları, sızar yazdıkça
Kevser havuzuna daldım ya bir kez
Zamanın kehribar ufkunda vakit öyle taze …Sinem öyle ferah ki
Damarlarında dolanır Dicle’nin, kanımın her zerresi
Demlenirim şimdi Nun’ un karnında kırk gün
Ben yeniden Yunusum…
Yeniden ben-i Yunus
Avuç aça aça semaya, ey Ninova!
Çatlattı buzulların bel kemiğini dilin,
Tek bir bismillahla!
Bilsen ki,
Ağzıma attığım üzüm tanesi kadar tadın tuzun, Ey dünya!
Neriman-ı zamanım Zerdebede, iki büklüm seccadem
Tövvabenin semiz parmakları sıvazlar sırtımı sabah akşam
Eritir genzimin tuzunu şevvalde ay…
Öğrenirsin benden
Aşk neymiş…, ZÜLAL!
Nerimanım!
Zulemada, çalınmış bir defa damağıma
Ninova’lı Addasın üzüm şırası….
Lezzeti ne yerde ne gökte ne ummanda….
Ben ölümü dudağında tatmışım, Zülal!
Aşkı gözlerine çöken siyah gecede….
Canım teninde emanet zaten…
Gölgeli mazimde yüzüm ak mı ak artık,
Şecereme kazınmış mührüm, ben yeminli nedim…
Hakikat güneşinde terlemiş alnım kırk gece, kırk gün
Fecr-i sadıkta kaç asır, kılıç kuşanmışım, kalbimin bam teline,
Kim bilir Kaç günahkâr Asur’un boynunu vurmuşum şuhudun elleriyle,
Var mı daha gerisi...?
Nefesim rüzgâr, saçlarım ipekten Bahadır yelesi …
Yüküm attım atalı….
Seherde, Mercan düşler sürerim dört nala
Uykulu gözlerinden akarım Dicleye
Zülal!
Sırça köşkler değil meskenim…
Ararsan İzimi,
Miski amber kokulu Zulemada ara,
Neriman-ı zamanım, meydanım er meydanı…
Ayak izim toprağa düşen son damla kan
Mirasım aşk…mevsimim bahar
Evrenin alın yazısında yazılı adım
Saçlarını tararken düğününde güveyi parmaklarım
Arşın Kolları bağlar ince beline kırmızı kuşağı
Al duvağında ayla yıldız parlar ışıl ışıl
Avuçlarından içirir zemzemi bize Hacer,
Her zerresinde bin şuhudun alın teri
Zulemada, sırrım yutar, yosun kokulu zamanı!
Bahr-ı fezada ise, Nunu, Yunus…!
Her şey durur sen durunca Zülal, Zulemada, zaman durur
Yalnız gözlerin bakar bana simsiyah gece…
Bir Neriman-ı zaman biter, bir Neriman-ı zaman başlar, evrenin akasya kütüğünde…
FATMA DOĞAN 11.02.2026 7TURHAL
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 08:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




dilinize sağlık
beğeni ile okudum
Teşekkür ederim Hüsamettin Sungur Bey.
TÜM YORUMLAR (2)