Zaman Şiiri - Selahattin Erol

Zaman

Eylül altı iki bin on dokuz idi.
İlişkimi kesmek için vardım okula,
İdare ilişki kesme yazısı ile uğraşırken,
Bitmez bir zaman içinde bekliyordum hala

ilişkim kesildi Diyarbakır ilinde ,
Kendimi buldum site bahçesinde ,
Arabaya bindim hareket etti araba
Zaman geçiyor, yol uzundu.

Yol giderken ilin çıkışında
Lastik arıza göstergesi yandı,
Panik olmasın diye önemli değil,
Yönümü çevirdim lastikçinin yanına

Bir kaç lastikçiyle konuştum ,
Umursamaz tavırla
Başka yere git umursamaz tavurla,
Zaman daralmıştı güneş batıştaydı.

Lastiğe hava, yola devam,
Urfayı geçtik yemeğe mola
Biraz yol kat etmiş
Adana'ya varmaya yol vardı daha

Akşam saat sekizde vardık Adana’ya,
Öğretmenler evinde oturduk yemeğe
Çayı içtik biraz dinledik ailece,
Ama sıkıntılıydım zaman geçmiyordu hala.

Biraz hava almak için ,
Çıktık dolaşmaya
Altı eylülde başladı bir yağmur,
Vaz geçtik dolaşmaktan

O gece yatık , uyandık erkenden,
Kahvaltı yaptık sabah ailece
Az gittik uz gittik dağlar aşarak,
Nihayet Konya ovasına girdik.

Öğle yemeği Konya'nın etli ekmeği,
Konya ovasında İzmir'e, doğru
ilk uzun yola çıkışımızdı bu
Zaman geçmiyor korkuyordum.

Manisa , salihli derken ,
Kendimi buldum balçova da,
İşte bugün on bir ocak iki bin yirmi,
Hala zaman geçmiyor diyorum ,


Zaman geçmiyor sandığın,
Su gibi geçmiş haberin olmadan,
Zaman geçti farkına varmadan.
Ne tuhaf değil mi insan oğlu.
11/01/2020


Selahattin Erol
Kayıt Tarihi : 11.1.2020 17:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!