Geçti zaman,
Geçmedi zamanla anılanlar.
Süzüldüm boşluğundan çerçevelerin.
Kırıldı yalnızlığın son arzusu.
Yitirdi baharı,
Dalları güneş görmemiş çınarlar.
Ellerinin boşluğuna tutunuyorum.
Ölüyorum!
İzbedir senden geçen sokaklar...
Göçüdür, yurdumun ruhundan.
Yorgunluğu uykudandır gözlerimin.
Belh sokakları olmuştur mısralar.
Farsî bir mecnuna rast gelmişsin say,
Leylasal serzenişler bunlar.
Noh Günbed'de nihaventten bir sabah ezanı...
Dinledikçe kapanıyor gözlerim.
Ve gözlerini işitiyorum nağmelerce,
Şeytanlar kaçışıyor bakışlarından.
Gözlerinin makamı rasttır, uşaktır, hicazdır,
Yazdır beni hanene,
Seni sevmek kaç sevaptır?
Hissediyorum sayfalara dokunuşunu kalbinin.
Katrandır şiirlerim alnımın karasından,
Çıkarılan sadece Hz. Âdem değil cennetten.
Kovuldum bir çift Firdevs'ten.
Ölüleri okşuyorum dilimde bir Yasin'le.
YA SİN!
Huruf-u Mukatta evet!
Büyüleneyim anlamsızlığından.
Belagat dediğin 29 harfli köle,
Sus, sana bürüneyim sükutundan.
Özüyorum mayasını ademin.
Göllerden çalıyorum masalları.
Şahrud'un aşkıyla vuruyorum Seyduna'yı.
Saçıyorum görkemli aynayı Belkıs'ın ayaklarına.
Yürüyorum ateşte,
Lanetler olsun sana Ahura Mazda!
YIKIL!
Lat, Menat ve Uzza...
Hiçe sayma beni!
Alamut ayakta diyenlere inanma!
İnanma ateşten tanrı yapanlara!
Yürüyen mabedlere!..
Ayinlerine kurban verileyim sevdanın,
Bir bana inan,
Bin din türer namımdan.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 01:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!