Rüzgar esse sürüklenecek, ıslansa çözülecek, hafif yansa kül olacak ama,
istenilen şekillerde katlanabilir özellikte olan kağıttan yapılmış ve kolajlanmış ve dolayısıyla kaderi kiralık olarak belirlenmiş...tek/ tüm bildiği yaşam pozisyonu misyoner olan bir yerdesin...
Yani sıkıcı, yani seni pasifize eden, küflenmiş; o yere sırt üstü uzanan cenin yaratma eylemindesin...
Özcesi; benden, okunsa günah işlenecek bir duaya, amin dememi istiyorsun...
Na amin!
Sakladıklarına göz diken eşkıyasıydım Tanrının..
İnat ettim,
kısrak bindim,
dağ kuşandım yarı çıplak ovalarında...
Savaştım,
yenildim,
inançların cebi delik hayatlarla sevişmediği zamanlarda
en büyük devrimi dudakların bilmiştim.
Eylem bilmiştim özlemini omuzlarımda taşımayı;
kan içinde
ten içinde
Ve
Cehennemi seven icin,
cehennem bir cennettir.
Cennetti sevmeyen icin,
cennet bir cehennemdir.
Şimdi bir sayınının İhsanıyla söyle:
Cennet mı, cehennem mı?
Gözlerini günahın eli,
güzelliğini şeytana kıble etme!
Ben de sana bakacak takat yok!
Kekeme kavgaların destan yazan kahramanı değilim ben,
ne kovulmuş suretlerde imzam,
Ehlileştiren sert duyguların ürkekligi ile dokunuyorum dikenlerine sevgilinin.
Dokunurken incinmediğimi gösteriyorum tebessümle
ve
büyümeye cesaretlendiriyorum...
Çünkü;
Bir disiplin duruşudur sevmek,
Kutsaldır! yasaklı elmaya dokunmak gibidir,
sana uyanmak...
Bu, bir sevdanın yere göğe sığmaz yoğunluğudur.
Bu bir intihar eylemidir, gözü karadır!
Devrimcidir!
Şeytan beslemeli duyguların,
yalın ayak zevklerin renginde erirken bir bir;
devrim öncesi anın hükmü oluyorum,
mutluluk çukurlarında gamzelerinin!
Susuyorum!
Susturuyorum, buğday tenli nefesini,
Yeni yetme bir aşksın sen,
kurtarıcı bir dokuşunun alevlendiren ihtirasına kurban edilen;
küfürsüz,
dilsiz,
tanrısız...
Sana tahammül etmek, geçmişe takılı kalmaktır!
Palyaçolaşmış düşlemindeysen,
mayışmış bir tebessümünün
herşeyleşmişsen;
her yerde
herkesteysen
nereye baksam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!