ARNAVUTKÖY VAPURU
Arnavutköy iskelesine yaklaşırken vapur, çilek kokuları gelirdi kuzey rüzgarlarıyla tepelerden .
Balıkçıların Heyamola sesleri ve çektikleri ağların mantar yakasındaki gümüş balıklar parlardı.
Yerlerinde duramayan gençler vapurun en yüksek noktasından denize atlardı.
İçindeki yerli yabancı yolcular Fotoğraf makinaları ile Siyah beyaz çekerdi pozları.
İskeleden ayrılırken bir daha tanık olamayacakları kısa anı ile,Vapurun selam düdüğü ile uzaklaşırdı.
AŞKI YAZMA
“Bana aşkını yazma!”
Derken şen dudaklar
Bir elinde kadeh
Bir elinde sigara ve de dumanı
BALIKÇI KAHVELERİ
Loş ışıklar altında , balıkçı kahveleri
İçten söylenen sıcak merhabalar
Fokurduyor nargileler , sıcak çaylar , kahveler
Okunan gazeteler ,tatlı söyleşiler
Sonunun ne olacağını düşünen kişiler
BAR
Akşamın karanlığı çökerken kapıların
ardında
Kalp bomboş , şişe bomboş
Ben bomboş
Bir metaxa ve kütür kütür
BAŞKA GÜZEL
Her günüm başka güzel,
Her günüm sensizde olsa
Sabahın ayazında bastıran güneşin sıcaklığı
BEDDUA
Taş gibi kalbin parçalansın çarptıkça ,
Sen de yan ben yandıkça
BEKLİYORUZ
Bekliyoruz deniz kenarında
Ağlara vuran balıkları
toplamadan önce
BEN BİR ÇINAR AĞACIYIM
İSTANBUL SOKAKLARINDA,CADDELERİNDE
BENİMLE YAŞAYANLARA GÖLGE OLURDUM 500 YIL BOYUNCA
OKSİJEN VERİRDİM GENİŞ YAPRAKLARIMLA
KÖKLERİME BETON YADA ASFALT DÖKTÜLER
BEN OLSAM
Sen varlığımı alan güzel,
Düşündüklerim ne?
Beklediklerim kim bilir misin?
Sen ömrümü adadığım,
BEYAZ YELKENLİ
Dalgalar dövüyor sahili
Olanca kuvvetiyle
Esiyor sıcak bir meltem
Sabahın erken saatiyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!