Bir rüzgar girer davetsizce açık pencerenin tül eteğini uçurarak hayale
Bir adam elleri kenetli önünde kendinden daha yorgun bir Sehpa üzerinde duran tek lokma kavun.
Tutunacak bir yer arar bulamayacağını bile bile yanıyordur bildiği ya da öğretildiği kadarıyla huzursuzluğu her gözde ona inat susuyordur.
Önemsenmeyi beklerken kendi hiçliğinin sağanağında sırılsıklam olan . Her değer yokluğu gibi bir köşede diyemedikleri ile boşa dediklerine yanarken
Beni öyle bırakma diye anlamsız bir çığlık koparıp geceye
Pencereden davetsiz giren yokluk habercisine kucak açtı.
Bir rüzgar girdi içeri bir ölüm çıktı sokağa
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Devamını Oku
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta