Nuşum yine aşkınla, gül yüzlü asil gökçe,
Aklımda esip çınla, gül yüzlü asil gökçe.
Karanlıkta ayımsın,erlik günü yayımsın
Zemzem için sa'yımsın, gül yüzlü asil gökçe.
Yazında bırakıpta gideceğini bilsem,
Bilsem ki,bazı sıcaklar üşütür insanı,
Beşir gözüyle bakmazdım. Sevinsem,sevilsem,
Duysam kuş ve çiçeğin konuştuğu lisanı,
Elimde bir kayısı çiçeği,göğe bakıp;
Girsem bülbüllerin kovulduğu lalezâra,
Açtığını görmeyecek miyim Turan gülü?
Kokun burnumdayken denir mi sana güntülü.
Yüce başı bembeyaz karlar ile örtülü,
Tanrıdağ'ında savrulur yılgınlık külü.
Ural'ı Altaylar'a taşıyacak Başkurtlar,
Sessizliğin kışı,yanında yaz gökçe,
Konçuyluğun narı közünden az gökçe,
Sözcüklerin raksı sesinde naz gökçe,
Bende;neşende,kederinde haz gökçe.
Erisin üzerime gökte ki katlar,
Sen gülersin;
Yüzünde ki mahın şavkı parçalar zulmeti,
Küçülür gözlerin ve harap eder zahmeti.
Zühre gibi parlar bakışın ve sen gülersin,
Sen gülünce anlaşılır gülüşün kıymeti.
Sen gülersin;
Bilmediğin ne çok şey var gökçe,
Gökçe'nin sen olduğunu bile bilmiyorsun mesela.
Kıyamadım adını olur olmaz şiirlerde geçirmeye.
Adını her söylediğimde yağmura tutulurken ürkekçe
Ve her harfinde şimşekler çakarken beynimde
Sana gökçe demenin zorluğunu bilemezsin gökçe.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!