yürüyorum yavaş yavaş ilerliyorum hergün gördüğüm ve bana yabancı gelen caddeler de kafam karmakarışık düşünmekle düşünmemek arasında bir yerde kurumuş ağaç gövdelerine bakıyorum nasıl da yorulmuş bıktırılmışlar hayatlarından ve kurumuş yapraklar kapı önlerinde sıkılıyorum kimsenin konuşası yok bugün ben de mühür vuruyorum dudaklarıma susuyorum içimden gelmese de ağlıyor muyum yağmur mu bu bilmiyorum kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum biri benden önce davranıp bütün şehri yakmış sanki her yer duman içime çekiyorum gözlerim yanıyor ciğerlerim soğuğu hissedemiyorum artık öyle bir yangın var ki içim de yürüyorum sadece insanlar görüyorum duvar diplerinde hepsine gülümsüyorum ileriye bakıyorum çocukluğumun geçtiği parka doğru salıncaklara doğru koşuyorum ağır ağır sallanıyorum çocukluğuma dönüyorum çocuk oluyorum
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




ve bu hayal gerçek olsa hep cocuk kalabilsek, ne kadar güzel olardı
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta