Güneş doğunca insanın ruhuna doğar sanki...
Gecenin o puslu çıkılmaz sandığın sandığın tüm düşüncelerinden sıyrılırsın bir anda olsa...
Kalkarsın yatağından vücudunda yaşadıklarının yorgunluğu
elini,yüzünü yıkarsın ve sonra aynaya takılır gözün gözlerin dalar nekadar yorgun ve çaresiz olduğunu düşünürsün...
Ruhunda geçmişin ve şimdinin bezginliği dizlerin titrer bir an lavaboya tutunursun ve buğulu gözlerle neden dersin neden?
Neden insanlar bu kadar gaddar,bu kadar acımasız,bu kadar hain.bu kadar iki yüzlü ve çıkarcı neden? Bu sorunun cevabını bulamazsın,çünkü bu sorunun cevabını onlarda bilmiyor.
Her aynaya baktığında ve dalıp düşüncelere daldığında
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




şiirden ziyade düşyazı...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta