Bazen kelimeler ihanet eder en sessiz anda
tatlı bir zehir gibi akar damarlara
“seviyorum” derken boğazda düğüm olur
sonra rüzgârla savrulup unutulur
Bazen kalp kendi masalını yazar
titreyen elleriyle
“bu son olmayacak” diye kandırır kendini
aynı kırık aynaya bakıp gülümser
Fakat sızı…
ah o sızı,
göğsün derininde bir eski bıçak gibi saplı kalır
ne çıkar zamanın paslı bıçağı, ne söndürür gece
sol kaburganın altında, tam kalbin evi saydığı yerde
inatçı bir kor gibi yanar
Yağmur yağsa da camda titrerken
sigara dumanı boğazda yansa da
o kor sönmez,
sadece küle dönüşür bazen,
sonra rüzgâr estiğinde yeniden alev alır
Susmak fayda etmez artık
çünkü sızı susmaz
sadece var olur —
ağır, kadife gibi, boğucu
en derin uykuda bile
göğsüne bir el koyup
“ben buradayım” der
Ve insan anlar ki en sonunda
yalanların en masumu kelimelerdir
kalbin yalanı bile masumdur
ama sızı…
sızı tek gerçek olan
yalansız, affetmez, terk etmez
sonsuza kadar aynı yerde
aynı acıyla
aynı aşkla
yanar durur.
Kayıt Tarihi : 11.3.2026 07:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!