Kuşlarla çevreli bir akşamüstü. Kapı önüne gün
bakışlı kadınlar oturmuş, konuşuyorlar sessizce.
Sevda sözcükleri açık bırakılmış pencereden geçiyor.
Birkaçı göğe asılı çamaşırları topluyor. Biri
var, bekliyor beni. Yağmur yürüyüşlü biri. Kapı
eşiklerinde yüreği serçe. Odası yaz kokuyor. –
Ona bir sepet üzüm götürsem, sevinir mi dersin?
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.



