YUNUS’UN DERGAHINA
Küfür ile kavgadan, çektim aldım ben, beni,
Yunus’un dergahına, kayıt olup, gireli.
Yıkadım arı kıldım, nefsimde oldu yeni,
Yunus’un dergahına, dizin dizin ereli.
Elim harama sunsa, yakarım o elimi,
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları




Yokluğa savaş açtım, insan aç ölmemeli,
Dayanmıyor şu kalbim, fakirler aç öleli.
KUTLARIM SİZİ YURTSEVER DOSTUM.yuvasız kuş
Çok hoş bir çalışma beğeniyle okudum kutlarım güzel yüreğinizi.
NAMUSLU DİZELERİNİZİ KUTLARIM...
Güzel bir anlatım tebrikler Fahri bey
'Ölmeden ölü kıldım, bent eyleyip nefsimi,
Elifin karnındaki, gördüğümde o cimi,
Bilmediğimi bilir, gayrı aşmam hattimi,
Yunus’un dergâhına, yüzlerimi süreli. ' ........Fahri Bulut
Hocam! Bilgece yazılmış bir şiir. Gerçekten Yunus!ça. Kutluyorum bu felsefe şiirinizde sizi. Antolojim + 10 Puanımla...........Ozan Bindebir
Elim harama sunsa, yakarım o elimi,
Dilin yalana dönse, keseri o dilimi.
Belim günaha çözse, ezerim o belimi,
Yunus’un dergâhında, dar ikrarı vereli.
Keseri de M harfi atlanmış sanıyorum,
Sizi candan kutlu/yorum efendim.
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta