Diyakoz
Eteklerinden kargalar uçuşuyor farkında mısın?
Siyahî yeleklerini giymiş beddualar gördüm az önce
Senin renginden nefes alıyordu aldırmadım.
Habersizler
Ben ruhuma kıymığı batsın için
Hayata sürtüyorum kendimi
Hadise bu kadar basit cenahımdan
Hamza’nın Tembihleri
I.
etin sararıyor Hamza, bu hiç hayra alamet değil
vadilerinden aşağı zaman girdabı akıyor
çarparak ruhunun saf bakışlarını
Hamza’nın Tembihleri
II.
akşamın bu saati sigara serinliği
duman telkari işliyor bıyıkları altın sarısı
alnını dayadı hamza bilinmez bir bakışla
Harflerin Arsız İnkılâbında Kısasa Yeprem Nezaket
boşluk kabul etmez bilirim mekanın serinliğini
inilti kıvamında her bir harf sırayla dizilirse belki zaman
kelimelerle kıyasıya sarılır mananın çılgınlığına
ardından harf yılgın, harf çılgın davranır dişlerimden
esatir değil bu yanık tepsinin ortasında pirinç tanesi
olur mu olmaz mı dediğin tüm o taşkınlar
tüm o ihtimaller işte âdem’in indiği vadinin kıyısında
ho amca bir yol açtı biz bilmezdik yürüdük ardınsıra
o tek pirinci üleştirdi aramızda bakmışsın ki dağ olduk
Huzursuz Rabıta
Sadakat gönlümün borcuydu hiç ödeyemedim
Gölgede kuruyan yazlar adına
Asra yemin eden dilin elbet bir hatırı vardır bilirim
zamanla “neden” diye sormayı bırakıyor insan
işte o an kayıyor derinimizdeki plaka
sarsılıyor her bir yanı ruhun sarsılıyor acem denizi
var elbet bu dünyada unutulacak şeyler unutulması gereken
adını hatırlamadığım için mutlu olduğum insanlar mesela
ama bu öyle değil unutamıyor insan
jaqen h'ghar
bazı sözler vardır kılıcın esnemesi gibi
bazı sözler kum ateşi, nasır ağrısı
hakikati taşır şairin gözleri
kelimeler oynaşır basü badel mevt
Leopold ilk geldiğinde hani o hasat günü tutuşmuştu deniz
Elleri bellerinde kamçılı beyler inmişti gemiden
Toprak ürkmüştü kamburunu çıkarıp tozunu havaya
Kuşlar hatırlamıştı uçmayı pürtelaş güneye
İşte o gün büyüdük birden biz beş yaşındaki fideler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!