Her doğan bir bir, ölüme koşarken
Ölmeyi de, öğrenebilmeli insan
Diz çöküp, el etek, ayak öpmeden,
Onurlu bir ömür, sürmeli insan
Gelmedik dünyaya, sürekli yaşamaya
Bu kış gününde herkesten uzak
Karlar arasında bir dağ evinde
Baş başa kalsam kendimle
Dışarısı, olabildiğince ıssız
İçerisi, bir o kadar sessiz
Sobada yanan odun çıtırtıları
Bak Değirmendere'ye alabildiğine
Var konu komşudan varabildiğine
Otur minderinde bir çay eşliğinde
Aç bütün gönlünü, köy hasretiyle
Yürürken yollarında adımlaşarak
Duygularım sanadır, sanadır hislerim
Neler söyler bu yalnızlık şarkısında
İçim yanar söner ah, seni arar gözlerim
Çaresi sensin, bu kalp ağrısına
Yüreğimde sarı çizgiler,
Öyle ışıl ışıl, ferahfeza bir renkle çıkmış ki, meydana
Sarı sıcak, mavi beyaz, kahveler takmış gerdanına
Çekilen onca çile, onca cefadan sonra büyük bir telaşla
Buyurun, hoş geldiniz der, o muhteşem endamıyla
Dağlarıma karlar yağdı
Soğuk vurdu, ayazlandı
Saçlarım hep beyazlandı
Gençliğime selam olsun
Yürür iken tökezlerim
Bazen susmak, en güzel konuşmakmış
Anlayana, cümlesiz, kelimesiz bir cevapmış
Duymayana, bilmeyene
Hâl diliyle söylemek
Ne güzel anlatmakmış
…
Aldanma hiç aldatma, doğru ol sakın şaşma
Her yolu mübah gören, sahtekârla iş yapma
Hokkabazın işidir, alavere dalavere
Üçkağıtçı kişilik, pusu kurar beşere
Bir gün kapım sonsuzluğa açıldığında
Kimsecikler üzülmesin, ağlamasın
Yasımı tutmasın eşim, çocuklarım
En sevenim okusun, makamıyla sela’mı
En sevenim yıkasın bütün azalarımı
Güney cephesinden olsun gabırım
Kara günler kararır, kolun kanadın kırılır
Ses vermezler sesine, boğazında kısılır
Dost ararsın ışığından, sana ışık sunacak
Kolun kanadın sarıp, şu gönlünü alacak
Karanlıkta belli olur, insanın rengi
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!