Yurdumuz cıvıl, cıvıl.
Geldi yirmi üç Nisan.
Misafir çocuklar da var,
Geldi yirmi üç Nisan.
Tüm Dünya çocukları,
Kuşlar kadar olamadım
Tüneyecek dalımda yok
Bülbül gibi dert yanacak
Gonca gonca isterdim.
özgürce uçmak isterdim
Ne perde çekilir ne cam açılır
Artık o mekanda kimse durmuyor
İçim kan ağlıyor unutamadım
Artık o mekanda kimse durmuyor
Lambalar söndü ışık yanmıyor
Uzun, uzun sarkan buzlar,
Duruşunuz pek hoş değil.
Masum, masum duruşunuz,
Pek hayırlı duruş değil.
Güzelliğin değişecek,
Kuşlar yuvadan uçuyor
Anası neden ağlasın
Çalsın davullar zurnalar
Gönül karalar bağışlasın
Zaman geldi kuşlar uçar
Yürekli olmaya boy bos gerekmez
Kucağa sığmayan yürek var sende
Nerden almışsın bu yeteneği
İnkar edememki şaşırdım bende
Özgüvenin var bitmez tükenmez
Bir zamanlar canım cicim dediğim
İlah edip ölesiye sevdiğim
Tatlı dillerini şerbet bildiğim
Sırtımdan vurup terk etti beni
Yıktı hayallerim beyhude etti
Tuttular tasmanı da saldılar üstümüze
Artık güven olmuyor düşmana dostumuza
Sinsidir düşmanların gülüyor yüzümüze
Unuttun mu Yunanlı dokuz Eylül gününü
Pis leşlerin kirletti o güzelim denizi
El ayaktan düşmeyesin
Dürüstlükten şaşmayasın
Dost selamın kesmeyesin
Çoktan unuturlar seni
Düşünmeyin kara kara
Hasta düştüm yataklara uzandım
Yatak benden ben yataktan usandım
Gelir doktor bulamaz ki çareyi
Doktor benden ben doktordan usandım
Güneş vurmaz pencereden üstüme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!