Gözlerin büyülü rüyanın anaforunda
Peri masalı zamanın tiktakları
Ölmek arzusu içimde karıncalanır
Seher yelinin engin nağmesiyle
Yolculuk çeker beni ağır aksak
Savaş alanlarına
Bir vahşetten arta kalanlar
Dokunur ense kökünü soğuk soğuk
Yüreğim yağmalanmış bu diyara
Kin ve öfkeyle gelir kurulur
Çocuklar sabah sütünü kan renginde içerler
Okul yolu mayınla döşenmiştir
Kalemler mitralyöz dehşetinde
Kurşunlar bir bir düşer ak sayfalara
Eller zamanın nabzında kurtuluşun bestesini çalar
Analar ak öfke kesilir
Cepheden gelen erlerin soğuk mektuplarında
Sevdalar hafif hafif canlanır
Doğan güneşin koyununda
Genç kızlar su taşır ölü erlerine
Toprak yerine kırık kalplere gömülür şehitler
Kanlı elbiseler oyalı mendille saklanır
Yastık altlarında
Çocuklar bayram yeri diye
Savaş meydanlarında gezdirilir
Hayaller kurulu sofra başlarında
Yaşanmamış aşkın hatırasına
Çınlar kulaklarda ezanla müjde
Kollar sıvanır huzura ve cihada
Bir çift güvercin semada
Kanat çırpar vakte soyunmak için
Alınlarsa bıçak yarasıdır
Yorgun çağa.
Ramazan YILDIZ 30.04.1988 /İzmir
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta