"Bizden gelen bu..." Marcus Aurelius
1
Bir damla şarap
damlat göle,
gözden kaybolur güneş.
Ormanda bir cesedi çiğneyerek
Sonsuzluğun bana doğru geldiğini gördüm.
Tutuştu an dirildiğinde herkes,
Gülümsedi yıldızlar
Ve doğruldu deniz yüreğin nabzı gibi.
Bir güvercin gibi ak
o gizli kıyıda
susadık öğle üzeri:
ama tuzluydu sular.
Sarı kumların üstüne
Nereyi gezsem Yunanistan yaralar beni.
Pilyo'da kestane ağaçları arasında Sentavr'ın gömleği
vücuduma sarılmak için yapraklar içinde kayardı,
yokuşu tırmanırken deniz izlerdi beni:
o da tırmanırdı termometrenin cıvası gibi
Kanıyor yine göğsümdeki yara
yıldızlar alçalıp bedenimle bir olduklarında
tabanlarının altına suskunluk çöktüğünde insanların.
Yıllara gömülen bu taşlar beni nereye kadar sürükleyecek.?
Denizi kim tüketebilir ki denizi.?
Ne idiysen onu yansıtan
amansız bir ayna şu beyaz kağıt.
Senin sesinle konuşur beyaz kağıt
senin gerçek sesinle
beğendiğinle değil;
Denize yakın mağaralarda
bir susuzluk duyarsın, bir aşk,
bir coşku
deniz kabukları gibi sert
alır avucuna tutabilirsin.
I
Üç yıl boyunca
hiç durmadan haberciyi bekledik
gözlerimizi dikip
çamlara, kıyıya ve yıldızlara.
Bir olup sabanın demiriyle, omurgasıyla geminin,
Ne idiyse onu yansıtan
amansız bir ayna şu beyaz kağıt
Senin sesinle konuşur beyaz kağıt
Senin gerçek sesinle
Beğendiğinle değil;
"Hatırla seni öldüren hamamı" Aeschylus.
Ellerimde şu mermer kafa uyanıverdim
Dirseklerim kopuyor, gücüm tükendi
Nereye yapsam, nereye yakıştırsam onu bilmiyorum.
Bir düş içinde yükselirken ben
Bir düş içine düşüyordu o
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!