Direne direne en sonunda bu hâle geliniyor işte. Varlığı ayrı, yokluğu ayrı acı veriyor insana. Ne olduğunu, neden olduğunu, niye sen olduğunu, bitip bitmeyecek olduğunu... Bunları düşünürken bulmak kendini en ücra köşelerde... Yalnız olmak değil, dibine kadar yalnızlığı hissettiğin her gecenin sonu var ya işte; sonu ayrı başı ayrı dert, keder getirir insana. Bitmek bilmez gibi gelir; dakikalar saatler, saatler günler, günler haftalar kadar büyür. Büyür de içindeki bir şey büyüyemez. Hep aynı düzlemde hareket eden, bozuk bir saat gibi yankılanır kafanın içinde. Onu bitiremezsin, götüremezsin hemen öyle. Anlamak istediği şeyler vardır; gideremediği nefreti, öldüremediği bir sevgisi... Didinir durursun. Uyandığın sabahlar sanki yılların ağırlığını taşır, Halbuki çok az zaman geçmiştir. Her cevapsız sorunun ardında; sen erirsin azar azar, yitip gidersin bilinmezler deryasında. Girdap gibi çeker en derinine, Tutunursun elbet. Sahte insanlara, bazen onlardan da sahte duygulara. Sorgulaman bitmez içten içe, devam da edemez ama. Hayat hep böyle acımasızdır ya işte; alışırsın, karışırsın onlara. Huzur artık gelmiş gibidir bazen, bazense sanki hiç ilerleyememişsin gibidir bu yolda. Umudun gelir gibi olur, koşar adım kaçar senden sonra. Giden ne gittiğinden bir şey kazanmıştır kalanı ardında bırakmakla, kalansa hep aynı yerde hâlâ. Ne giden anlar kalanı ne de kalan gideni. İkisi de anlaşılmak istemişti oysaki. İçinde kopan fırtınaları, karamsarlıkları, hayal kırıklıklarını, gömüp yoluna devam ettiği hatalarını... Bunlar için çıkılmıyor mu yola? Güvenmeye, karşılıksız sevmeye, her anında seni kabul edecek olan o insan olmaya; tabii sevilmeye de. Sözler veriliyor, aşk sözcükleri sarmalıyor etrafı. Zihnini daha da uyuşturuyor. Ve şu anda olduğun noktada her şeyin etkisinden kurtulmaya çalışırken buluyorsun bazı şeyleri. Hemen gelmiyor. Çokça üzüntü... keder... boğazında bir yumru... anlamsız kalp sıkışmaları... En nihayetinde fark ediyorsun, anlıyorsun daha doğrusu. Aşkın, sevgin hep yeterliydi. Almak isteyen alır, özümsemek isteyen kalbinin en içine işlerdi onu. Bazı şeyler bitmesi gerektiği için bitiyordu oysaki. Sevginin yetersizliğinden değil, onun seni sevmemesinden de değil. Bitmesi gerektiği için... Yarım kalmak diye bir şey yok yani. Yolun tam olarak o kadar olması var. Yaşananlar olunca, her şey tükenince; siz de bitiyorsunuz en nihayetinde. Yanlış yapan bir tarafın olmasına gerek yok. Belki iki taraf da doğruyu yaptı. Birisi ardına bile bakmadan giderken... Öteki içindeki aşkla yanıp biterken...
Mustafa Seçkin ÇelikKayıt Tarihi : 4.1.2026 01:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!