Sessizlik kucaklamış karanlığın aydınlık taraflarını. Ne bir ses var seste nede boğazda titreyen tellerde. Günler siyah, gönüller ise siyahtan daha siyah. Pencereler kirli, yorganlar köf kokmakta. Bir hüzün ki saatleri uykuya tutturmakta. Üşüyor çenem, sakallarım ve kirpiklerimde düşen yaşlarım donmakta. Hüzünler bile artık gülüşlere ayak uydurmakta. Biraz daha, serilmiş toprağa gömülmeye biraz daha. Çünkü kapılar bile bir duvara dönüşüp, set örüyor gittiğim tüm yollara. Güneşin doğuşuna kısa bir zaman kalmışken, güneş tutulması yaşanmakta. Dedim ya karanlık her tarafta. Kendimden kaçarken, bir sokak arasında ben yine bana rastlamakta. Ne olacak bilmiyorum, umarım derim yüzülmeden yaşamayı öğrenirim bu hayatta.
Bir deniz bekliyorduk. Duvara çarpıp ölmesi gibi
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem
Devamını Oku
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta