Kendi iğmelerimden
yuvarlandiğım olur bazen.
Küçük sularda,
büyük gemiler yüzdürmek isterim.
İmkansızı yaşamak isterim,
Ufkuma düşürdüğüm güneş rengi düşlerde.
Gülümsemeler bırakırım doğaya,
Mevsim geçişlerinde,
Kış yağmurlarının kara dönüşümünde.
Sonra çiy düşer yanaklarıma,
Acziyetin tavan yaptığı sabahlar
vurur acı gerçeği yüzüme.
Yıkarım yüzümü,
alnıma çizilen zaman kadranının
Arasında biriken yasanmışlıklar
vurur aynanın gerçek yüzüne
Gecenin tüm belleği silinir,
Yaşanmışlıklar toz bulutu olup;
Karışır sabahın sert poyrazına.
Büyük laflar, küçük dilime pelesenk olur,
Gafları da koyarım yanına
Vururum gerçeğin kalemini sayfalara.
Büyük lafların küçük adamı olmanın
Biçare yalnızlığında kotarırım kendimi.
Ayaklarımı yere sağlam basmanın
Korkakliğı Sarar hafzalamı.
Anları anılara dönüştürmek istemem.
Karbeyazı bir yalnızlığa bürünür bakışlarım.
Terk edilmiş kôpek yalnızlığına bürünüp,
Geçmişe hayiflanırım,
Kurt olamamanın biçare halinde,
Vahşi yaşamın tam ortasında.
Sonra, hayata yenilmenin acı gülümsemesi,
Hem de tüm dünyaya kafa tutan duruşla.
Vurulduğum yerden bir daha vurulmama
Rahatlığı içinde yeni yaralara merhem hazırlarım
Cahil cühela halimle, çok bilmiş tavrında.
Kaç nesil aramış, hayatın var oluş nedenini,
Yok oluş gerçeğinde,
Rüzgârın esamesini hissederek yüzünde.
Kendi pis kokuları arasında kaç acıyı yoğurur insan,
Kendini önemseyip;
Gecenin bir vakti sıcak yatağa bağlanıp,
Loş ışıklar arasında
Hayal gemisine binip, tarifi olmayan yolculukta.
Kayıt Tarihi : 18.1.2026 02:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!