Kahvaltı tabaklarını silip süpürdükten sonra
Kalkıyorum masadan…
Ben dönmeden önce son kullanma tarihi geçecek
Bir paket nebati yağ kalmış dolaptan atılacak
Sular akmasın
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Şair, duru akıcı, severek okunan, ilgiyle izlenen yaşamın bir kesitini alarak güncel yaşama uyarlamakla insan yaşamının sayısız ayrıntılar içerdiğini, her ayrıntıyla ilgilenmenin, onların değer ve değersizlik yargılarının yaşamın vazgeçilmezleri olduğunu ne de güzel anlatmış. Biz insanız, herşey bizim için... Buradan hareketle anlamamız gerekiyor, niçin yaşıyoruz, niçin? Bir gün içermez başka bir günün yaşam koşullarını; oturur beklersin bir gün, bir başka gün yolculuk anıları dizilir sıraya ve biz bahtımızın rüzgarında savrulan kru yapraklar gibiyiz. İçimiz gizemlerle doludur! Biz bizimle geldfik yine bizimle gideceğiz... Sevgilerimle...++
Öksüz kalan yakamozlar gibi
Beş bucuğa kadar…
Kendi üzerime kapanıp da ağlamak istiyorum
Güzel bir şiir
Tebrikler.
Ah o yollar, yol almalar, yol vermeler, yollara düşmeler, yolda düşmeler? Hazırlığı başka alem, dönüşü bir başka. Yetkin kaleminizden yine düşündüren, içine alan bir şiirdi. Okudum. Hissettim. Kutluyorum üstadım.
hüzüler sardı dört bir yanımı buguluyken gözlerim kutluyorum abim
Değerli paylaşımınızı ve kaleminizi yürekten kutluyorum. 10 + ANT. Saygı ve sevgi ile kalın.
Hikmet YURDAER
Bir çoğumuzun günlük hayatı aslında okuduğum satırlar. Ancak iç dünyadaki içsel gezinti tamamen farklı bir boyuta taşımış. Rutin hayatımızın gerçekleri aslında hepimizin içindeki yalnızlık ve ayrılık korkusu. Gitmek mi, kalmak mı? Zor bir tercih. Kutlarım, saygılarımla...
' Gitmek mi zor, kalmak mı zor? ' diye başlayan bir şarkı vardır hani.Nedense bu duygusal şiiriniz o güzel şarkıyı çağrıştırdı bana.Yolculuktan çok şiirdeki içsel yolculuk etkiledi beni. Güçlü bir gözlem ve her zamanki gibi ayrıcalıklı bir kalem. Kutluyorum sn. hocam.Erdemle...
' Gitmek mi zor, kalmak mı zor? ' diye başlayan bir şarkı vardır hani.Nedense bu duygusal şiiriniz o güzel şarkıyı çağrıştırdı bana.Yolculuktan çok şiirdeki içsel yolculuk etkiledi beni. Güçlü bir gözlem ve her zamanki gibi ayrıcalıklı bir kalem. Kutluyorum sn. hocam.Erdemle...
insanoğlu olmanın hallerini ne de güzel resmetmişsiniz Necdet bey, kutluyorum efendim..
Bu şiir ile ilgili 33 tane yorum bulunmakta