Kan uykusu dolu sabahlara uzanan bir öykünün kuşluk vakti rüyasındayım; kalemler mektuplar kaybettiklerim ikinci şansı isterken hayattan birincisini yitirdiğimi kabullenişim susması ağız tadıyla dinlenen kurşuni gecelerin gidişin ve bekleyişlerle kirlenen gidişim bilmeden konuştuklarım konuşmadan söylediklerin susuşun yokluğu kırık camlar ezgisinde üşüyen ruhumun ümitsiz umutlarımın tükenmez kalem yanılgısı ve aklıma kırgın o gezgin serçelerin kızgın şakımaları: hepsinden bir tutam demlenir geceleri siyaha küskün zifiri boşluklarımla sensizliğimi kendimle harap ederken göğsümden dizlerime kandaş acılar akıtan hatıralar ırmağımda.
Kadın ve adam oturuyorlardı
Uzakta beyaz dağlar vardı
Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni
Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
Adam düşündü, düşündü, düşündü
Devamını Oku
Uzakta beyaz dağlar vardı
Gara girmek üzereyken Barselona-Madrid treni
Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü
Adam düşündü, düşündü, düşündü



