Kırk yıl hatrı olan kahve,
Gösterir mi tekrar seni bana ?
Belki severim bir daha,
Ama bu sefer, kırık bir kalple.
Kör oluyorum, yüzünü göremiyorum,
Sağır oluyorum, sesini duyamıyorum,
Sımsıcak tenine dokunamıyorum.
Ölmekten ne farkı kaldı ki,
Hatta ölsem daha iyi...
Kor oluyorum, ateş saçıyorum,
Nasıl yanmışım, anlar mısın ki beni ?
Açar mısın, içten kilitli pencereni ?
Merak etme sana zarar vermeyeceğim,
Sadece kalbini istiyorum ve de gözlerini.
Bazen mavi bir deniz olup,
Dökerim içimi sahile.
Kumdan kale yapan çocuklar,
Kızarlar bu içimi dökmeme.
Yıkılan şey sadece kum olsa keşke,
Saf ve temiz hayalleride.
İyi gecelerin olsun gece kuşum,
Pardon, seni unuttuğumu unutmuşum.
Her şeyi unuturum, seni ve kendimi,
Ama o biricik gözlerini, unutabilir miyim ki?
Gerçekten gözlerini bir gün unutursam,
Anlaşılır zaten, boş olmayacak musallam.
Gecenin mehtabında, seni arıyorum seni,
Bir de sana karşı, yitirdiğim hislerimi.
Kavuşsam aynı aşk ile sevebilir miyim seni?
Elde edince soğuduğun şeyin adı, aşk değil ki.
Seni görmeden ne kadar yaşayabilir bu fani ?
Gelsende, gelmesende ne farkeder ki?
Varlığınıda, yokluğunu da çok sevdim, inan ki.
Kayıt Tarihi : 3.2.2022 11:24:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Artık varlığını aramıyordur, yokluğuna alışmıştır ve yokluğunu da sevmiştir gelse de gelmese de bir farkı yoktur artık...
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!