Geçmişin izini taşıyordu saçımdaki aklar,
Hatıralar bir bir silmişti dizlerimdeki feri.
Artık durulmuştu gönlüm;
sonbaharda sararan yapraklar gibi
düşmeye zaman kolluyordu umarsız.
Yorgun yüreğim gözlerime yansımıştı,
hüzünlü ve çaresiz.
Sahi neydi gönlünce eğlenmek?
Dağda, bayırda, kırda koşmak neydi?
Anne kokusunu hatırlayan var mı?
Peki, ben neden unuttum bilen var mı?
Yalnızlığın dibe vurmuş haliyim,
ondan mıdır dizlerimdeki fersizlik
ya da yüreğimdeki acı?
Ne geçmişte bir çare,
ne gelecekte bir umut,
ne de yüreğimde mecâl kaldı.
Sona doğru ilerlerken son sürat,
çocukluğumda takılı kaldı
buram buram kokan sevdam.
Soba üstündeki ekmeğin,
bulgur köftesinin kokusu düştü hatırıma,
burnumun direği sızladı.
Ne o ekmek kokusu var artık burnumda,
ne o köftenin kokusu,
ne de o eski ağzımın tadı.
Yıllar saatlerle yarışır oldu,
attığım her adım bir çizgi atıyor yüzüme.
Ayaklarım sona doğru ilerlerken,
yüreğim çocukluğuma yol alıyor;
açtığı yaralardan bir haber,
yine kabuklarından kanıyor sessiz sessiz,
yine kabuklarından kanıyor...
Kayıt Tarihi : 8.1.2026 04:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çaresizlik ile, hüznün buluştuğu andır, bu şiir.. Keyifli okumalar




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!