Yine vurdum kendimi yollara,
Yine sırtımda o eski, o yorgun hırka...
Cebimde bir iki tütün kırıntısı,
Gönlümde bitmek bilmeyen o ağır fırtına.
Adımlarım benden bağımsız,
Sanki yer çekimi değil de, dert çekimi bu!
Döndüm dolaştım,
Sokağın o en karanlık, o en kuytu köşesinde,
Yine düştüm meyhaneye...
Burası dertliler mezarlığı usta!
Masalar mermer değil, sanki birer musalla taşı.
Garsonun getirdiği rakı değil,
Sanki şişelenmiş bir memleket gözyaşı...
Yan masada bir ihtiyar,
Kendi sessizliğinde boğuluyor.
Öte yanda bir genç,
Henüz yaşamadığı hayallerin yasını tutuyor.
Ben mi?
Ben hepsinden biraz, ama kendimden çok uzağım işte!
Doldur be saki!
Öyle azdan az, çoktan çok değil,
Hıncımdan doldur, acımdan doldur.
Bizi bu hale getirenlerin şerefine değil,
Bu haldeyken bile dik duranların şerefine doldur!
Bakma öyle yüzümdeki derin çizgilere,
Onların her birinde bir ihanetin imzası var.
Her birinde bir gidişin,
Bir bitişin, bir tükenişin yarası var.
Dışarıda kar yağıyormuş, kimin umurunda?
Burada içime dolu yağıyor benim!
Dışarıda rüzgar esiyormuş, varsın essin.
Benim ruhumda fırtınalar koptu, kimse duymadı.
Şimdi bu dumanlı havada,
Bu kırık dökük masada,
Eski bir şarkı çalıyor plakta:
"Hani verdiğin sözler?" diyor...
Gülüyorum usta, sadece acı acı gülüyorum.
Sözler bayatladı, yeminler çürüdü,
Biz yine düştük meyhaneye...
Vakit gece yarısını çoktan geçti,
Yıldızlar bile çekildi köşesine.
Ama benim hesabım bitmedi hayatla!
Bir kadeh daha, bir isyan daha...
Yarın yine güneş doğacakmış,
Yine insanlar maskelerini takıp sokağa çıkacakmış...
Bırakın kalsın!
Ben bu gece burada, bu loş ışığın altında,
Kendi enkazımı seyrediyorum.
Yine düştüm meyhaneye,
Çünkü dışarıdaki dünya, buradakinden daha sahte!
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 04:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!