Dokuzyüz seksenüç otuz ekimde
Sallandı erzurum beşik misali
Yağan yağmur ile çamur içinde
Kaynadı ilçeler kazan misali
Ana baba işte çocuklar düşte
Ömrümün baharı kış olup geçti
neşe uzaklaştı gam beni seçti
felek sağlığımda kefenim biçti
Korkarımki bu dert beni öldürür
Doğdum yirmi yıl durmadan çağladım
Dünyada ilk önce Çinde görüldün
Mutasyon denilen şekle büründün
Kılık değiştirdin bizede geldin
Yarasa yavrusu covit ondokuz
Yaylamızın suları buz gibi
Pamuk tarlalarında ne var gel
Mevsimsiz geçen bir ülke gibi
Kalmadı ömrümdede bahar gel
Kışları karsız adana gibi
Gel gitme gel kolların olsun senin son durağın
İçelim mest olalım geçmeden en güzel çağın
Kes yad elle aranızdaki o yapmacık bağın
Sevelim sevilelin geçmeden en güzel çağın
İlk baharda solacaktır adanada yaprağın
Hor görme görmezi oda insandır
Asıl körlük dostlar cehalettedir
Hukukcu öğretmen hatta bakandır
Asıl körlük dostlar cehalettedir
En büyük arzusu okuyup bilmek
Heba oldu boşa gitti yıllarım
Gitbe yalan dünya senden usandım
Güne döndü haftalarım aylarım
Gitbe yalan dünya senden usandım
Felek vurgunuyum her dem inlerim
Akşamın zifiri karanlığında
Yanan bir mum gibi eriyeceğim
Nemli gözlerimin ıslaklığında
uslanmaz gönlümü sürüyeceğim
Resmini çizmişim ben hayalimle
Kararmış dünyama kara kalemle
Yıl bin dokuz yüz atmış altı idi mevsimde bir yaz
Yaz kâtip aşkın defterine dertlerimi böyle yaz
Toydu küçücüktü sevgilim hep ederdi bana naz
Yaz kâtip mazideki hikâyemi işte böyle yaz
Bin dokuz yüz atmış sekizde dertlerim deyildi az
Sakın ağlamayın arkamdan dostlar
Ezrail gelirde canım alırsa
Sevgilim sen ağla giyin karalar
Tek hatıram bantta bu ses susarsa
Gülme felek tokatınla naçarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!