Senden öncekiler, çok yokladılar.
Ne çatal ne kaşık, hep topladılar,
Ne yatak ne yorgan, hiç koymadılar.
Bir ceketim kalmış,.. Al be tahsildar.
İşte yokluk budur, sucum yoksulluk.
Gidişin anlamsız, dönüşün niye?
Kaç defa gittinde, döndün geriye.
Açtığın yaralar kaldı hediye.
Ömrümü hiç ettin, görmek istersen…
Esen rüzgârlara döndün yönünü,
Yine pervaneyim, dönüyor başım,
İçmeden yıkıldım, düştüm bacanak.
Dertlerim kök saldı, çatıldı kaşım,
Bendimi aştım da, taştım bacanak.
Yıllardır bitmedi, bitmez telaşım,
Gönlümün güneşi, bahtı karalım,
Dolup, dolup taşma, akma ne olur.
Dertler deryasında, derdi sıralım,
Dikenli tellere, sarma ne olur.
Acıyı sancıyı, bal şeker eyle,
Gizemli geceler sarmıştı beni,
Ne eşim ne dostum, bilmişti beni,
Bu limandan kalkıp giden her gemi,
Huzura ermişti, özünde senin…
En kutsal dostlarım oldu bir yılan,
Hayatım keşmekeş, örümcek ağı,
Çık çıkabilirsen, yol vermez dağı,
Can verir haldeyim, neyleyim bağı,
Yeşeren dallarım, soldu bu sene...
Anlımda çizgiler, yollar açıyor,
Köyümden gideli, sekiz yıl oldu,
Gözümde tütüyor, evim birader.
Yine efkârlıyım, gözlerim doldu,
Aklımdan çıkmıyor, köyüm birader.
Anamı babamı, bıraktım yas da,
Ne oldum hırsına, kapılma sakın,
Yeşeren dalların, dökülür bir gün,
Sultan Süleymanlar, nerede bakın,
Ecel defterini, kapatır bir gün.
Nice sultanları, etti tahtından,
Dinleyin ağalar, dinleyin beyler,
Yeter üstümüze, yeter geldiniz…
Hangi gözle bakıp, neyi gördünüz,
Esip savurdukça, bizi ezdiniz…
Ne temel bıraktın, ne de bir çatı,
Ey dünya âlemi, insanlık ölmüş.
Atılan adımlar… Ölçülmüyor ki…
Cehalet türemiş, evreni sarmış,
Topuktan yukarı… Çıkılmıyor ki…
Edepsiz edebi, hayâyı atmış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!